Halk müziğinin sevilen bir parçası vardır: “Hadi yavrum dön dolaş yine bana gel…”

İnsanın bazı zamanlarda bir türkünün sözlerini yeniden hatırlaması boşuna değilmiş demek ki… Elmalı Belediye Başkanında söz ediyorum; o günden bugüne kadar tam üç parti değiştirdi…

Elbette benim de şahit olduğum konular var. Bana söylenmiş sözler var. Üstelik yalnızca benim hafızamda değil; basılmış, dağıtılmış, insanların eline geçmiş ve bugün hâlâ arşivlerde duran sözler…

AKP’ye geçince ister istemez o sözler aklıma geliverdi. Ve kendimi gülmekten alamadım.

Çünkü bazen insanın karşısına öyle bir hayat çıkar ki, dün söylediği sözler bugün kendi karşısında bir ayna gibi durur…

Yıl: 2019… Sayı: 13… Mevsim: Kış…

O zamanlar Millet İttifakı diye bir olay vardı. İYİ Parti ile CHP başı çekiyordu.

Yağmurlu bir Elmalı gününde kendisiyle bir röportaj yapmıştım.

Ve özellikle şu soruyu sormuştum:

G. D. ELMALI- Şimdi Millet İttifakının Belediye Başkan adayısınız. Seçildiğiniz zaman tekrar “eski partisine dönecek” diye bir “karalama kampanyası ve bir algı yaratma girişimi” var. Siz bu konuyu nasıl düşünüyorsunuz ve gerçekten de seçildiğiniz zaman eski partinize dönecek misiniz?

Cevabı oldukça açıktı:

Halil ÖZTÜRK- “Ben doğma büyüme buralıyım. Buranın ekmeğini yedim. Dostluklarım burada kuruldu. Ailemle birlikte Elmalı'da çalışarak evime ekmeğimi götürdüm. Beni bilen bilir. Asla böylesi noktaları aklıma bile getirmem. Aklıma getirme eğilimim bile yoktur. Bu durumu yüz kızartıcı bir suç unsuru olarak görürüm…” Ve bununla da yetinmemişti… Şunların da altını çizmişti:

“Yarım asırdır ailemizin işlerini yürütüyorum. Bütün köylerimize ve köylülerimize hizmet ediyorum. Yaptığımız işin bir sürekliliği var. Benim yanlış bir hareketim işimize de mani olur, bunu gözardı edemem. Şükürler olsun bugüne kadar bir yalanımız ve dolanımız olmadı. Elmalı mahallelerinde göğsümü gere gere geziyorum…” İşte insan bazen tam burada durup düşünmek zorunda kalıyor. Çünkü söylenen sözler yalnızca bir seçim konuşmasının parçası değildir…

Söz, söylendiği anda havaya karışıp kaybolmaz. Hele yazıya geçmişse… Hele bir dergide yayımlanmışsa… Hele yüzlerce insanın eline ulaşmışsa… Bir gün gelir, insanın karşısına yeniden çıkar… Aynı bugün gibi…

Efendim daha bitmedi… Şunları da söylemişti:

“İnsanların sorunlarını çözen bir ailesel geleneğimiz var. Şimdi ben bunca iyi niyet ve "söz insanın namusudur" dediğim bir noktada seçilmiş olduğum bir partiyi bırakıp farklı bir partiye geçer miyim?”

Evet… Yanlış duymadınız. O günün dergisi bugün hâlâ elimde…

Sayısını yazdım. Yılını yazdım. Mevsimini bile yazdım…

Üstelik yalnızca bende yok.

Elmalılıların elinde de var, kütüphanesinde de…

O dönemin politikacıları tarafından yüzlercesi dağıtıldı…

Yani bugün dönüp baktığımızda, bunlar benim hafızamdan çıkardığım sözler değil: Kayıtlı sözler.,.

Gelelim bugüne: Sözlerin üzerinden yıllar geçti. Partiler değişti. Dönüldü, dolaşıldı… Ve sonunda yeniden eski partiye gelindi…

Sanki hiç ayrılmamış gibi…

Sanki bir yerden kalkılmış da, “Nerede kalmıştık?” denilmiş gibi…

İşte insan tam da burada kendi hafızasına dönüyor; Bizler o gün destekledik… Kefil de olduk…

Çünkü insan bazen karşısındaki insanın sözüne inanır. Sözün ağırlığına güvenir…

“Söz insanın namusudur” denildiğinde, bunu ciddiye alır. Sonra hayat, başka bir sayfa açar… Ve o sayfada, dün söylenenlerle bugün yaşananlar yan yana gelir…

İşte benim asıl anlatmak istediğim de tam olarak bu: Çünkü mesele yalnızca bir parti değiştirmek değildir. Siyasette parti değiştirmek elbette mümkündür. İnsan düşüncesini değiştirebilir. Siyasi tercihini değiştirebilir. Dün doğru bildiğinin bugün yanlış olduğunu düşünebilir.

Bunların hepsi hayatın içinde vardır… Ama insanın dün söylediği sözler de hayatın içinde kalır. İşte o zaman mesele, parti değiştirmekten çıkıp sözün ağırlığına gelir…

Benim elimdeki derginin sayfalarında ise başka hatıralar da var…

Seçim kazanıldıktan sonra yaşanan ve bizim dergimizde ÜÇ PERDELİK “NOTER ONAYLI AŞK SKANDALI” başlığıyla yer verdiğimiz olay… Ve 2019 yılının hovardalık sezonu bu haberle başlıyordu…

O dönem bölgedeki pek çok gazetecinin görmezden geldiği bu konuyu Güneşli Diyarlar ELMALI Dergisi okuyucularına duyurdu. Üstelik de tam beş sayfa…

Ardından KENT MEYDANI adı altında gündeme gelen ve bizim RANT MEYDANI olarak tanımladığımız ve eleştirdiğimiz proje…

Bunları da 2020-2021 yılı sayımızda yazdık…

Yani benim bugün dönüp baktığım şey yalnızca bir parti değişikliği değil…

Bir dönemin bütün hafızası… Ve hafızanın insanlara sorduğu şu soru: Dün söylediğimiz sözler, bugün karşımıza çıktığında onlarla ne yapacağız?

“Parti değiştirmeyi aklıma bile getirmem…” denmişti.

“…Ben aileme ve kendi şerefime gölge düşürür müyüm?” denmişti.

Ve en önemlisi: “Şimdi ben bunca iyi niyet ve "söz insanın namusudur" dediğim bir noktada seçilmiş olduğum bir partiyi bırakıp farklı bir partiye geçer miyim?” denmişti…

Dilin kekiği yoktu… Söylenen sözler de çoktan kayıtlara geçmişti. Ve insanların gündemine düşmüştü. İşte şimdi o sözler, yıllar sonra yeniden konuşuyor.

Ben ayrıca şuna da şaşırıyorum:

O zamanlar bu dergi dağıtılırken CHP'liler ve belediye çalışanları dergiyi toplatıyor, “izin almadan basılmış” diyorlardı…

Şimdi aynı dergiyi CHP'liler dağıtır mı, bilemem… Toplatmak ve dağıtmak…

Hayat işte…

Bazen dün toplatılmak istenen bir dergi, yıllar sonra bugünün hafızasına dönüşüyor. Bazen bir insanın kendi söylediği sözler, yıllar sonra kendisinden daha güçlü konuşuyor… Ve bazen de sadece oturup seyrediyorsun. Gülümsüyorsun… Düşünüyorsun…

Sonra da ister istemez şöyle diyorsun:

Bu kadarına da pes!

Vesselam…