Yılbaşı yaklaştıkça aynı soru dolaşıma girer:
“Yılbaşında ne yapıyorsunuz?”
Bu soru masum değildir. İçinde merak değil, kıyas vardır. Nerede olacaksın, kiminle olacaksın, kaç yıldızlı bir mekânda takvimin değiştiğine tanıklık edeceksin? Sanki yeni yıl, insanın içinden değil de bulunduğu yerden başlayacakmış gibi… Fetiş hayatlara çekilmiş yaşam numuneleri ayrı bir sahne alır bu ortamlarda…
Oysa asıl soru şudur:
Kimden kaçıyorsun?
Beş yıldızlı oteller, yurtdışı planları, pahalı sofralar… Ne idüğü belirsiz giyim kuşam örnekleri… Bir an için bile olsa unutulan aileler, çocuklar ve erteleniveren bir takım gerçekler… Bunların hiçbiri eğlence değildir; bunlar kaçış dekorlarıdır…
Hayatı ıskaladığını sezmiş insanın panik hâlidir bu. Eğlenmek istemez aslında; unutmak ister… Geçici bir süre sarhoşluğunu kutsar…
Yılbaşı, kendisini sevmeyenlerin yıllık sığınağına dönüşür... Çünkü kendisiyle baş başa kalamayan insan, kalabalıklara sığınır. Sessizlikten korkar. Sessizlikte insan kendisiyle karşılaşır…
Net bir hakikat var:
İnsan kendini sevmiyorsa, dünyanın en pahalı yerinde de olsa eğlenemez…
Kendisiyle muhabbeti olmayan, başkasıyla da sahici bir bağ kuramaz. Kendini dinlemeyi bilmeyen, karşısındakini sadece sırasını bekleyerek dinler. Sevgiyle hiç tanışmamış olanlar, sevginin yerine bağımlılığı, laf kalabalığını ve çürümüş ilişkileri koyar…
Bu ilişkiler sevgi değil; sigorta poliçesidir.
“Beni bırakma.”
“Mezara kadar sürsün.”
Yaşama değil, ölüme garanti isterler.
Yılbaşı artık bir gün değil; tüketim dininin ritüelidir... Sistem önce insanı mutsuz eder, sonra o mutsuzluğu satılık çözümlerle telafi eder: Eğlen, unut, harca… Çünkü düşünen insan tehlikelidir; unutan insan makbuldür…
Oysa hayat iksiri insanın kendini sevebilmesiyle başlar. Kendini sevmek bencillik değildir; kendini tanımaktır. Eksikliğiyle barışmak, fazlalığını terk etmektir. Kendini sevebilen insan, başkasını da tüketmeden sevebilir…
Kanaat yoksulluk değildir. Kanaat, ihtiyaçla arzuyu ayırt edebilen bilgeliktir. Gürültüsüzdür ama huzurludur. Gösterişsizdir ama gerçektir…
Belki de yılbaşında yapılması gereken şey bir yere gitmek değildir.
Bir yerden dönmektir…
Kendinden kaçmaktan, başkalarına benzemeye çalışmaktan, gösterişin sahte güvenliğinden dönmektir…
Çünkü insan nereye giderse gitsin, kendini yanında taşır.
Ve kendisiyle barışık olan için takvim sadece bir ayrıntıdır…
Nice yıllara barış huzur ve onurla…
Vesselam…