Bir kent kendi geleceğini masaya yatırabilir mi?
Daha da önemlisi, bu masadan kalıcı, onarıcı ve adil sonuçlar çıkabilir mi?
Kumluca gibi toprağıyla dünyaya açılan, üretimiyle sofralara hayat taşıyan bir kentin, kendi kaderine bu denli yabancı kalması insanın içini acıtıyor. Ürettiğiyle bir dünya kenti olma potansiyeline sahipken, kendi iç sorunlarını çözemeyen bir kent tablosu, yalnızca yönetim zafiyeti değil; aynı zamanda kolektif bir körlüktür… Partilerinden, Sivil toplum kuruluşları ve üniversiteye kadar geniş sarmalda gezinen bir körlük…
Yağmur günler öncesinden biliniyor; ama sel yine hazırlıksız yakalıyor… Bu kör döngü hemen her yıl birkaç kez tekrarlanıyor… Bizim gazete de her zaman bu çarpıklığı yazıyor, dillendiriyor… Sonuç: elde var sıfır…
Çiftçinin sorunları herkesin dilinde, ama kimsenin gündeminde değil. Esnafın sesi ise neredeyse hiç duyulmuyor. Kentin kaptan köşkünde oturanlar, seçilmişler, atanmışlar, protokolün kutsal temsilcileri; bir bütün olarak magazin kültürüyle beslenen sığ bir gündemin içinde dönüp duruyor. Gündem sabun köpüğü… Belediyecilik; lay lay lom… Fotoğraf var, tören var, alkış var; ama çözüm yok… Gelen ağam, giden paşamdır…
Oysa Kumluca, yalnızca seralarla ölçülecek bir kent değildir. Tarihsel belleği kan ağlıyor. Kültür ve sanat, bir etkinlik takvimine sıkıştırılmış vitrinden ibaret. Yaşamın içine karışamayan sanat, kentin ruhunu besleyemez. Ruhunu besleyemeyen bir kent ise yalnızca betonlaşır, kalabalıklaşır ve yoksullaşır…
Dünyaya ürün satan bir bölgenin, bir yağmurda çaresiz kalması ironiden öte, trajedidir. Bu tablo bize şunu sorar: Sorun gerçekten doğa mı, yoksa ihmal mi? Planlama mı eksik, yoksa irade mi? Kent, geleceğini konuşmaktan mı korkuyor, yoksa alışkanlıklarının konforundan mı vazgeçemiyor?
“Artık” demenin zamanı gelmedi mi?
Artık günü kurtaran politikalar yerine uzun vadeli akıl üretmenin..
Artık fotoğraf veren projeler yerine hayatı değiştiren adımlar atmanın..
Artık kapalı kapılar ardında değil, halkın katıldığı açık kent tartışmalarının zamanı gelmedi mi?
Bir kentin geleceği yalnızca belediye binasında değil; tarlada, dükkânda, okulda, sokakta, meydanda şekillenir…
Çiftçi konuşmadan tarım planı yapılmaz...
Esnaf dinlenmeden ekonomi canlanmaz…
Gençler hayal kurmadan kent yenilenmez…
Sanat yaşamın içine karışmadan kent kimlik kazanmaz…
Kumluca geleceğini tartışabilir mi?
Evet, tartışabilir… Lakin önce dinlemeyi öğrenmesi gerekir. Sonra cesaretle yüzleşmeyi…
Ve en sonunda, ortak aklı kutsamayı…
Aksi halde Kumluca, sahip olduğu bütün zenginliklere rağmen, kendi makûs talihini seyretmeye devam eden bir kent olmaktan kurtulamayacaktır…
Vesselam…