İnsan aklı sonsuzluklara sınırlar çizer. Kabullenmek istemediği sonlara da sonsuzluklar bahşeder.

Masallardaki Kaf Dağı, sonsuzluğun dünyanın herhangi bir yerine saklanmış somutudur.

Bir akıl aslında tükendiğini bildiği bir kaleme “tükenmez” adını vermiştir.

İnsan aklı kendine de kabullenemediği sonun sonsuzluğunu çizmiştir. İyi ve kötü sonsuzluk...

Bazen akıl, şu renk mi olsun bu desenli mi olsun diye saatlerce düşünüp beğenilen ama kirlenmesin diye üstü örtülen oturma grubu gibidir... Önce beğeni sonra koruma güdüsü. Güdü, akıl yoluyla oluşur ve akıl yoluyla yönlenir.

İnsanı insan yapan temel özellik akıldır. İnsanları diğer insanlardan farklı kılan da akıldır. Fark aklın azlığında çokluğunda değil, nasıl kullanıldığındadır.

Peki, akıl gelişir mi, güçlenir mi?

Her ne kadar beyinde kas olmasa da akıl, kas gibidir. Gelişir, güçlenir ama bunun için antrenman ister. Hem de çok yönlü bir antrenman. İnsan hangi organı daha çok kullanırsa o organın kasları gelişir. Aklı da çok yönlü kullanmak gerekir. Tabi ki iyi yönde!..

Gelişim öğrenmeyle başlar; düşünmeyle,değerlendirmeyle, karar vermeyle ve uygulamayla devam eder.

Öncelikle yeterince öğrenmek, bilgilenmek ve sonra yavaş düşünmeyi öğrenmek gerekir. Hızlı cevap, hızlı karar her zaman iyi cevap değildir.

Kendi görüşünü sorgulama, kendi görüşüne muhalefet edebilme aklı geliştirir.

Farklı görüşte insanlarla, doğru zeminlerde temas görüleri ve aklı canlı tutar.

Yanılgılarla yüzleşmek, hatayı kabullenmek ve yeniden gözden geçirmek aklı selim tutar.

Gerektiği durumlarda duyguyla akıl arasına mesafe koymak sağ duyuyu besler.

Yani akıl, doğru şekillerde kullanılırsa gelişir. Kullanılmazsa sürüklenir.

Çoğu zaman kullanılmadan geliştirilmek istenir akıl… Bilinmezliklerin akıl tembelliğinde kopyalar, duyduklarının hoşuna giden yanlarını. Tembelleşen akıllar yorulmaz çünkü. Yorulmayan akıllar geliştirmez oysa; işine geleni onaylar. Anlamaz, anladığını zanneder. Yanlış anlar. Anlıyor olduğunu göstermek ister…

Duymuşlukların kenarları; yaşanmışlık, duymuşluk dantelleriyle süslenir salkım saçak.

Akıl tutulması dediğimiz bir durum vardır bir de. Bazen bireysel, bazen kitlesel… Birilerinin arkasından sürüklenir insanlar.

Günümüzde bir sosyal medya furyası var akıllarda. Sosyal medya fenomeni olma hevesleri uçuşur olmuş arsızlıklarda. Sosyal medya fenomeni yaratan bir kitle oluşur tam da bu akılla. Uyuşmuş parmaklarla “akıllı” telefonların başında.

Sabah programlarındaki abukluklar konuşulur sohbetlerde, Agatha Cristie romanları dedektif kahramanı edalarıyla…

Egolar kas yapmış, kompleksler semirmiş, ahkamlar kalınlaşmış…

“Yapay Zeka” dediğimiz bir “bilge” de icat edildi veri deposu! Sor söylesin. İste yapsın. Al, kullan!

Aklın almazlığı keskinleşirken, akıllar köreliyor mu acaba?

Esen kalınız!