Uzun zamandır siyasetten uzak kalmış olsam da ülke gündemini yakından takip ediyorum. Ülkemizde gündem planlı olarak çok hızlı değiştirilmektedir. Planlı olarak diyorum çünkü bütün gündem değişiklikleri halkı belli konulara odaklanmaktan uzak tutuyor. Bu durum da bazı odakların işine geliyor. Örneğin; hayat pahalılığı konuşulmuyor, iç politikada bir şeyler oluyor ama gündem dışı, özgürlükler ve adalet tartışılmıyor bile, ekonomi belirsiz… Hoş, bu konularda da herkes kendi fanatizmiyle ya memnun ya da değil!
Yeni gündem CHP’de neler oluyor? Nereye evrilecek bu çekişme? Kim ne kazanacak? Kim ne kaybedecek? En çok da bu konuda meraklı olanlar Cumhur ittifakı taraftarları. Bir taraftan merak içindeler, bir taraftan da en gülü muhalefet partisi parçalanıyor diye mutlular. Tabi bir çoğu Kılıçdaroğlu tarafındalar. Yargının kararlarına da son derece saygılılar! Ancak görünen o ki, bütün bu gelişmelerin sonucunda daha da kenetlenen bir muhalefet ortaya çıkıyor. Daha güçlü bir sinerji oluşuyor.
Son yıllarda CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar herkesçe biliniyor. Vardır, yoktur bilmem. Haksız, hukuksuz olduğunu savunanlar var. Fanatizmin ablukasıyla kayıtsız, şartsız onaylayanlar ve mumnun olanlar var. Ama toplumun çoğunluğunda vicdanlar çok rahat değil. Çünkü diğer belediyeler de hiç mi bir şey olmadı ya da olmuyor? Bu soruyu her kesimden aklı selim insanlar önce kendine sonra tavır konulması gereken yerlerde sorabiliyor. Aslında cevabı herkes biliyor. Ah işte; o ihtiras, taraf olduğu yere toz kondurmama, toz konduysa da onu kimselere göstermemeye çalışma ve konmamış gibi kabullenme duyguları var ya… Karakolda da mahkemede de şaşırtıyor insanı. Ne yazık ki hal böyleyken, bu durum her kesimde böyle olmaya başlıyor.
Siyaset, bir toplumun nasıl yönetileceğine ilişkin kararların alınması, uygulanması ve güç ilişkilerinin düzenlenmesi sürecidir. Devlet yönetimi, kamu politikaları, seçimler, siyasi partiler ve vatandaşların yönetime katılımı siyasetin temel konuları arasındadır.
Siyasetin Temel Unsurları
Yönetim ve İktidar: Toplumu düzenleyen kuralları koyma ve uygulama gücüdür.
Kaynak Dağılımı: Toplumdaki ekonomik, sosyal ve kültürel kaynakların nasıl paylaştırılacağını belirler.
Uzlaşma ve Çatışma: Farklı kesimlerin isteklerini karşıtlıkları barışçıl yollarla çözme sanatıdır
Siyaset sadece devlet düzeyinde değil; belediyelerde, üniversitelerde, sendikalarda ve hatta bazı büyük kuruluşlarda da görülebilir. Amaç genellikle farklı çıkar ve görüşler arasında uzlaşma sağlamak veya karar vermektir. Farklı çıkar gurupları arasında uzlaşmayı sağlamak önemlidir. Siyasiler, söylemlerinde her zaman uzlaşmadan dem vururlar. Ancak çıkar ve görüş ayrılıkları siyasiler arasındaysa, yandı gülüm keten helva!
Son yıllarda sıkça rastladığımız durum. Küçük ya da büyük çıkar hesaplarıyla farklı siyasi kuruluşlar arasındaki çekişmeler, aynı siyasi kuruluşların iç çekişmeleri geçit töreni yapıyor.
Sebebi belli. Bizim toplumumuz bazı insanlara hak ettiğinden fazla anlam yükler. Hak ettiğinden fazla anlam yüklenen kişide ego şişer. Her şeyin varlığını, kendi varlığına bağlamaya başlar. O olmazsa ülke elden gidecektir! O olmazsa, kimse olmayacaktır! Onun yerini dolduracak kimse de yoktur! Oysa etrafında onun yerine geçme hesapları yapan, ondan daha yetenekli olduğunu düşünen çok kişi vardır. Ancak bunu açıktan dillendirmezler. Küçük kulislerde hep kendileri olmasa onun da olmayacağını işlerler. Yanındayken de kendi yollarını açmak için iterler. Asıl kişinin egosu o kadar şişmiştir ki, artık ayağını bastığı yeri görememeye başlar. Artık bastığı yerde ne varsa?..
Bu durum güveni sarsar, istikrarı bozar, toplumda huzursuzluk oluşturur. Ama hiç biri hesaba katılmaz. Çünkü artık keramet sahibidir o!
Aklı selim insanlar bu duruma pek akıl erdiremez ama durum çok basittir. Gereğinden fazla anlam yüklenilen insan artık kendine bu anlamları yükleyenleri müridi olarak görmeye başlar. Kendine itibar etmeyen, övgüler düzmeyen, taraf olmayanlar da ötekiler ilan edilir! Bunun adına da liderlik derler! Artık nereye kadar giderse!…
Aslında bu duygu durumu için ciddi tehditler ve tehlikeler vardır. Ancak bastığı yeri göremeyenler, tehditleri ve tehlikeleri de göremez. Tarihte bir çok savaş “Nasıl olsa kazanırım.” düşüncesinden kaybedilmiştir.
Güzel bir söz vardır. Bazı şerlerden hayır doğar. Gerçek anlamda ve doğru zeminde siyaset yapmak niyetinde olan siyasetçiler, şerden hayır çıkarmayı başarırlarsa tarihi bir iyi niyete ve olgunluğa imza atmış olacaklardır. Halk, kendi değerini ve potansiyelini bilerek; hiç kimseye hak ettiğinden fazla anlam yüklemeden, kutsamadan, kutsallaştırmadan kendini ifade etmelidir!
Esen kalınız!