''11 ESNAF VARDIK, BUGÜN TEK BAŞIMA KALDIM''

Gödene’nin o eski hareketli günlerini gözleri ışıldayarak anlatan Hüseyin Gürsoy, 1982 yılının 2 Kasım’ında açtığı bakkal dükkanının o günden sonra hiç kapanmadığını söylüyor.

“O dönem köyde 8’i bakkal olmak üzere 11 esnaf vardı. Mustafa Yavuzer, Ramazan Erdoğan, Ali Özdemir, Baki Yavuzer... Hepsi birer birer kepenk indirdi. Şimdi geriye sadece ben kaldım” diyen Gürsoy, köyün nüfusunun yazın 1500’e ulaştığını, kışın 500’e düştüğü o yıllarda dükkanında ayakkabıdan bisküviye her şeyi bulundurduğunu belirtiyor.

EŞEKTEN TEZGAHA UZANAN BİR HAYAT

1959 Karacaağaç (Ballık) doğumlu olan Hüseyin Gürsoy’un hikâyesi Anadolu çalışkanlığının tam bir özeti. İlkokuldan sonra iki yıl Kur’an kursu, ardından dağlarda çobanlık... Genç yaşta seralarda domates yetiştiriciliğiyle başlayan iş hayatı, kısa sürede pazarcılığa evrilmiş.

“Çaltı’dan topladığım patlıcanı, biberi, bamyayı ve o meşhur acıkara üzümünü eşeğin sırtına yükler, Kumluca pazarına götürürdüm. Gençtik, çalışmak zorundaydık” diyerek o günleri özetliyor.

Askerlik dönüşünde ise rotasını Gödene’ye çevirmiş ve bir daha da bu yoldan ayrılmamış.

TEKNOLOJİYE İNAT, KÂĞIT VE KALEMLE HESAP

Modern hayatın ve teknolojinin köy hayatını dönüştürdüğü günümüzde Hüseyin Gürsoy eski usullerden ödün vermiyor. Müşterilerinin hesaplarını kâğıt üzerinde, hesap makinesi kullanmadan yapıyor. Bu durum onu sadece bir esnaf değil, aynı zamanda bir “kültür mirası” haline getiriyor.

Oğlu çiftçiliği seçerek baba mesleğini sürdürmese de Hüseyin Abi, hem topraktan hem de tezgâhtan kopamıyor. Kendi bahçesinde yetiştirdiği meyvelerin yanı sıra, köylünün el emeği ürünlerini de dükkanında satışa sunuyor.

“GÜCÜM YETTİKÇE BU DÜKKANIN BAŞINDAYIM”

Uzun sohbetimizin sonunda en merak edilen soruyu yönelttiğimizde, 45 yıllık bakkal ustasının cevabı ise yürekleri ısıtıyor:

“Ben topraktan da dükkandan da kopamam. Gittiği yere kadar... Sağlığım elverdikçe köyüme ve müşterilerime hizmete devam edeceğim.”

GÖDENEYE YOLUNUZ DÜŞERSE...

Kumluca’nın serin dağ yollarından Gödene’ye çıkanlar, asırlık çınarların gölgesindeki bu emektar dükkâna uğramadan geçmesin. Hüseyin Gürsoy’un demli çayını içip, sohbetine ortak olanlar, kaybolmaya yüz tutmuş o eski esnaflık kültürünü son kez solumuş olacak.

Çünkü Gödene’nin son bakkalı, sadece bir dükkan değil; bir köyün hafızası, Yörüklerin, orman işçilerinin ve yolcuların son sığınağı.

Muhabir: Savaş Kalabalık