Bir çok kişi tarafından bilinmeyen, çağın yaygınlaşan kişiliği.
Narsisizm, kişinin kendisini abartılı biçimde önemli, özel ve üstün görmesi; buna karşılık başkalarının duygularına ve ihtiyaçlarına yeterince duyarlı olamamasıyla karakterize bir kişilik örüntüsüdür.
Ama bunu “kendini sevmek”le karıştırmamak lazım. Sağlıklı özgüven, kendini beğenme kabul edilebilirdir; narsisizm ise çoğu zaman kırılgan bir benliğin üstüne kurulmuş ışıltılı bir vitrin gibidir.
Özgüven: “Değerliyim ama herkes gibi insanım.”
Narsisizm: “Değerliyim çünkü herkesten daha üstünüm.
Narsizmin iki boyutu vardır:
1. Gündelik narsisistik davranışlar
Hepimizde az çok bulunur. İnsan doğasının bir parçası.
Bazen kendimizle övünmek isteriz ve takdir bekleriz.
Sosyal medyada bile daha çok beğeni almak isteriz.
Eleştirilince hafif alınganlık gösterebiliriz.
Zaman zaman “ben daha iyisini bilirim” havasına girebiliriz.
Bu davranışlar durumsaldır ve kişi gerektiğinde geri adım atabilir. Empati tamamen kaybolmaz. İlişkiler sürdürülebilir.
Yani ara sıra “ben merkezli” olmak insanlık hali olarak değerlendirilebilir. Buna biraz ego da diyebiliriz ki dozunda olursa yıkıcı olmaz.
2) Narsistik Kişilik Bozukluğu
Bu artık bir kişilik örüntüsü. Buna klinik narsizm de deniliyor. (Tedavi gerektiren)
Hafif- orta-ileri düzey davranış biçimleri:
Sürekli hayranlık ve onay ihtiyacı duyarlar.
Eleştiriye asla gelemezler; kabullenmezler, küçümserler, öfkelenirler ve saldırıya geçerler ve dışlarlar. Hep kendilerini haklı çıkarırlar.
Patavatsızlığı özgüven ve açık sözlülük gibi görürler.
Empati belirgin biçimde eksiktir.
Hep kendilerinin anlaşılmasını isterler.
Bile isteye bazı kurallara uymazlar ve kuralları suçlarlar.
Kendilerini ayrıcalıklı ve üstün görürler. İçten içe de kırılgandırlar.
Onlar için insan ilişkileri amaç değil araçtır: Tüm insanlar onun istediği gibi davranmalıdır.
Hata yaptıklarında konuyu değiştirirler ya da gerekçe üreterek örterler.
Özür dilemek zorunda kaldıklarında mutlaka “-ama sen de…” ile başlayan bir cümleyle eşitlerler.
Başkalarının başarılarını küçümserler, görmezden gelirler. “Ben daha iyisini yapardım.” derler ama yapmazlar.
İnsanları işine yararlılıklarına göre seçerler.
Bir şey olmaz deyip başkalarının alanına kolayca girerler.
Soğukluk ve ilgi arasında gidip gelirler.
Tüm bunlara rağmen yalnızlaşmaktan korkarlar ve hep bir B planları vardır.
Tabi şunu da belirtelim; yukarıda saydıklarımın bir kaçını zaman zaman hepimiz yapabiliriz.
Ama bu liste bir kişide sürekli ve yoğun şekilde varsa, orada sorun artık “alışkanlık” değil, bir kişilik örüntüsüne dönüşüyordur.
Bu aşamada kendimize küçük bir test uygulayalım:
“Bazen benmerkezci davranıyorum, kabul ediyorum, fark edince düzeltiyorum.” (sorun yok.)
“Ben hep doğruyum ama herkes sorunlu.” (tehlike!)
Klinik düzeyde narsizmin iki türü vardır:
- [ ] Açık (grandiyöz) narsisizm: Kendini açıkça över, dikkat çekmek ister, hep baş rol olmayı sever.
- [ ] Gizli (kırılgan) narsisizm: Daha içe dönük görünür ama içeride aynı üstünlük ve hassasiyet vardır. Daha alıngan ve pasif-agresif olabilir.
Klinik narsizmin her iki türü de; ya aşırı yüceltilen çocukluğun böbürlenmesi ya da tam tersi, değersizlik hissinin eksikliğini örtme çabasıdır.
İşin kötüsü bir çok kişilik bozukluğu sendromlarında olduğu gibi bu durum esnek değildir. Kişi genelde sorun olduğunu kabul etmez.
Çevresindeki insanlar yorulur, ama o sorunu ustalıkla başka yerlere yıkar…
Bu defa biraz uzatayım yazıyı, bölmeyeyim. Karşılaşırsak neler olur kısmını da ele alalım.
Son yıllarda ortaya çıkan yeni bir terim var. “Empat”
Empat: Bir narsistin tuzağına düşen, narsistin kontrolü altında yaşayan ve ondan kopamayan kişi. Genellikle ikili ilişkilerde rastlanır.
Narsist birisiyle ilişkilerde nasıl empata dönüşülür?
Genelde üç aşamada gelişir:
- [ ] İdealize etme (başlangıçta büyüler)
Seni aşırı över, “hayatımda gördüğüm en özel insansın” der. Hızlı yakınlaşma olur.
Kendini çok değerli hissedersin. Eğlenirsin. Burada insanın aklı değil, egosu tavlanır. Özel olmak güzel bir duygudur.
- [ ] Değersizleştirme (işler yavaş yavaş tersine döner)
Küçük eleştiriler başlar “abartıyorsun”, “sen de çok hassassın” sokuşturmaları başlar. Seni küçümseyen imalar artar. Başarılarını görmezden gelir. Kendi hatalarını sana yansıtır.
Yanlışı kaydırır: “Ben öyle yapmazdım, sen beni buna zorladın.”
Tersine çevirir: Sen rahatsızlığını söylersin, bir bakmışsın savunma yapan sensin.
Gaslighting:(Suçu kaydırma) “Öyle bir şey olmadı, abartıyorsun, yanlış hatırlıyorsun.”
Mağdur rolü: Kendini haksızlığa uğrayan taraf gibi sunar.
Bu aşamada insan genelde şunu düşünür:
“Başta böyle değildi, ben nerede yanlış yaptım?”
Cevap: Büyük ihtimalle hiçbir yerde. Ancak bir narsistle iletişimdesin!
- [ ] Kontrol / uzaklaştırma
Tartışmalar yaratır. Mağduru oynar. Hep haklı çıkar. Duygusal mesafe koyar ya da tamamen çekilir. Seni suçlu hissettirebilir. Kapıyı tamamen kapatmaz. Ara ara geri dönüp tekrar ilgi gösterir. (döngü başa sarar)
Bu gidip gelmeler bağımlılık yaratır. Kumar gibi: “Belki yine baştaki gibi olur…” diye beklersin.
Yorulursun ama sürekli kendini açıklamak zorunda kalırsın. Gerçeklik algın bulanır. Kendinde kusur aramaya başlarsın. Öz saygın yavaş yavaş aşınır. Hep sen “dengeleyen” taraf olmaya başlarsın.
Hoş geldin empat kardeş!…
İlişki eşit olmaz; narsist merkezdir, empat uydu…
Narsist hep haklıdır. Seni sürekli manipüle eder. Empati beklersin savunmaya geçer veya agresifleşir. Seni önemsemez, senin onun hayatına katkın önemlidir.
Peki bu durumdan nasıl çıkılır?
Öncelikle bir kişide narsistik belirtileri gördüysen oradan koşarak uzaklaş! Yapamadıysan işin zor ama çözümsüz değil.
Mümkünse tartışmaya girme diyeceğim ama mecbur bırakır.
Geçmiş defterler açılır, konu dağıtılır.
Sen: “Şu an sadece bu konuyu konuşalım.” de.
Duygusal değil, net ve kısa konuş.
Sürekli seni açıklama yapmaya zorlayacaktır. Kendini savunmaya kalkma. Her şeyi kanıtlamak zorunda değilsin.
Gerçekleri kaydırmaya çalışacaktır.
“Ben ne yaşadığımı biliyorum.” deyip kestir.
Kıştırtıp öfkelendirmeye çalışacaktır. Sakin kal.
Sınır koy, tekrar et ve karalı ol. Koyduğun sınırlara uymadığı anda iletişimi bitir.
Mantıkla ikna edemezsin.
Sakın bir daha iletişime geçme. Çünkü bir kere geri adım atarsan bir daha kurtulamazsın!
Esen kalınız!..