Kumluca’da sabah erken başlar. Kepenklerin yarısı daha yeni kalkarken çarşının dili çoktan çözülmüştür: “Siftah yok”, “Kira yine arttı”, “Usta bulamıyoruz”, “Ruhsat masrafı belimizi büküyor”… Bir yandan turizm sezonunun gölgesi Adrasan’dan Olimpos’a doğru uzanır; öte yandan sanayide yer darlığı, pazarda yer tartışması, mahalle aralarına kadar yayılan zincir market gerçeği aynı günün içine sığar.
Bu şehirde esnaf; yalnızca dükkân açıp kapatan biri değil, mahallenin hafızası, kriz anında ilk koşanı, çoğu zaman da “kimse yoksa ben varım” diyendir. İşte bu yüzden, Kumluca Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Selçuk Çınar’la yaptığımız söyleşi bir “kurum değerlendirmesi”nden çok daha fazlasına dönüştü: Çınar, 2018’den bu yana odanın yürüttüğü çalışmaları anlatırken; pazaryerinden sanayiye, turizm-imar krizinden çıraklık eğitimine kadar sahada biriken meseleleri de tek tek masaya koydu.
-SAYIN BAŞKAN, KAMUOYU SİZİ ODA KİMLİĞİNİZLE BİLİYOR AMA BU YOLCULUK NEREDE BAŞLADI? SELÇUK ÇINAR KİMDİR?
-Sinan Bey, ben 1973 doğumluyum. Evliyim ve dört çocuk babasıyım. Ben kendim de mutfaktan geliyorum, aslen bir sanatkârım. Oto kaporta ustasıyım. Yani esnafın sadece kağıt üzerindeki temsilcisi değil, o dükkândaki tozun, terin içinden gelen biriyim. İlk iş yerimiz şimdiki otogarın bulunduğu bölgedeydi. Daha sonra postane karşısına taşındık. 1998 yılında mevcut sanayi sitesine geçtik ve 1977’de başladığım oto kaporta mesleğini hâlâ sürdürüyorum.
2009-2014 yılları arasında belediye meclis üyeliği de yaptım. Üç çocuk babasıyım; iki kızım ve bir oğlum var.
Esnaf Odası başkanlığı süreci ise esnafın talebiyle başladı. 2014 yılında aday oldum ancak seçimi 3 oy farkla kaybettik. Çalışmaları bırakmadım. 2018 yılında yeniden aday oldum ve rakipsiz bir listeyle göreve seçildim. 2022 ve 2026 yıllarında tekrar seçilerek güven tazeledim. Şu an üçüncü dönemimi sürdürüyorum. Amacımız, devraldığımız bu bayrağı esnafımızın itibarını koruyarak daha ileriye taşımak.
-BAŞKANIM, VATANDAŞIN DA ESNAFIN DA SIK SORDUĞU SORU ŞU: “ESNAF ODASI NE İŞ YAPAR?”
-Esnaf odası; üst kuruluşlarla, devletimizle, esnaflarımız arasında köprü görevi görür. Esnafın bireysel ya da meslek grubu olarak sorunları olduğunda, bunu üst mercilere taşıyan mekanizma esnaf odasıdır. Örneğin bir meslek dalında 150 esnaf varsa; 150 kişinin birden gidip derdini anlatması kolay değil. Onların derdini, tasasını, sıkıntısını raporlayıp üst mercilere taşıyan yapı odadır.
-SOMUT OLARAK NELER YAPIYORSUNUZ?
-Meslek gruplarına göre toplantılar yapıyoruz. Talepleri ve sorunları raporluyoruz. Biz doğrudan Ankara’ya gidemiyoruz; üst merciimiz olan Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği üzerinden süreç Ankara’ya taşınıyor ve takip ediliyor.
-ÜYELİK/KAYIT SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?
-Oda doğrudan “ilk kayıt” yapmıyor. Esnaf önce vergi kaydını açtırır, sonra Sicil Müdürlüğü’nde sicil kaydı yapılır; sicil kaydı tamamlanınca sistemden bize otomatik düşer, üye olur. Sonrasında faaliyet belgesi gibi evraklarda, ayrıca belediye, kaymakamlık, üst kuruluşlarla yaşanan sorunlarda devreye gireriz.
-ODANIZDA KAÇ KİŞİ ÇALIŞIYOR?
-1 genel sekreter, 2 çalışan, 1 de başkan; toplam 4 kişiyiz.
-ESNAFTA YÖRESEL FUARLARA CİDDİ TEPKİ VAR. “NEDEN ENGEL OLMUYORSUNUZ?” DİYENLER VAR.
-Tepkileri ben de haklı buluyorum; çünkü ben de esnafım. Daha önceki dönemlerde de belediyeye yazılı başvurular yaptık: “Bu fuarları istemiyoruz” dedik. Çünkü Kumluca’da “yöresel ürün fuarı” adı altında iş, yöreselden çıkıp panayır havasına döndü.
Başka şehirlerde yöresel fuara gittiğimde Van’dan bal, Erzurum’dan cağ kebabı, İzmit’ten pişmaniye gibi markalaşmış yöresel ürünleri görüyorsunuz. Bizde ise ayakkabıdan tekstile her şey var; denetimsiz, merdiven altı ürünler var. Hatta geçmişte zehirlenme vakaları gibi sorunlar da yaşandı.
-BELEDİYEYLE BU KONUDA HİÇ Mİ İLERLEME OLMADI?
-Son yapılacak fuara da tepki verdik, belediye başkanımızla görüştük, basın açıklaması yaptık. Hatta bu yüzden Kumluca Belediyespor yönetimi ile ters düştük. Yanlış anlaşıldık. Biz esnafın mağduriyeti ini dile getirdik. Şu an fuar alanının lunaparka verilmesiyle biraz rahatlama oldu. Bizim duruşumuz net: Bu haliyle istemiyoruz. Ama gerçekten “yöresel” amacına uygun yapılırsa elbette değerlendirilir.
-KUMLUCA’DA ZİNCİR MARKETLER ÇOK ARTTI, HER ŞEYİ SATIYORLAR. SİZ BU KONUDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
-2018’den beri söylüyorum: Kumluca artık zincir markete doydu. Belediyeye o dönem şunu söyledim: “Basit şekilde izin vermeyelim; nüfus kriteri isteyelim, mesafe kuralı olsun, açık otopark şartı koyalım.” Özellikle otopark şartı olursa merkez zaten bunu kaldıramaz, zincirler mecburen daha uygun alanlara yönelir.
-BU ÇIKIŞINIZ TEPKİ ÇEKTİ Mİ?
-Çekti. 2019’da bu konuda üzerlerine gittiğim için tehdit telefonu bile aldım: “Zincir marketlerle neden uğraşıyorsun?” diye.
-PANDEMİDE NE YAŞANDI?
-Pandemide benim esnafım kapandı, zincir marketler açık kaldı. Antalya Valisi Ersin Yazıcı döneminde bir karar alındı; zincir marketlerde gıda ve temizlik dışındaki reyonlar kapatıldı ama çok kısa sürede yeni genelgeyle bu kalktı. Küçük esnaf yine ezildi. Bizim finansmana erişimimiz sınırlı; onların erişimi kolay. Bu nedenle kriter şart: nüfus/mesafe/otopark gibi.
-ESNAF SİFTAHSIZ DÜKKÂN KAPATIYOR. BİR DE KİRALAR ÇOK YÜKSEK. NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
-Esnafın borcu var, vergi yükü var, ay sonunu getiremeyen var. Üstüne kiralar bindi. 200 bin–250 bin TL kira ödeyen iş yerleri var. Üst mercilere ilettiğimizde mülk sahibinin yaklaşımı genelde şu: “Mülk benim, boşalt.”
Devlet kira artışına sınırlama getirdi ama sahada birçok mülk sahibi bunun üstünde talep ediyor. Esnaf da yer değiştirmektense bazen boyun büküyor; kimse “Kazanıyor musun, kazanmıyor musun?” diye sormuyor.
-EMEKLİLİK TARAFINDA DA CİDDİ BİR GÜNDEMİNİZ VAR.
-Var. İşveren 9 bin prim gününde, yanında çalışan 7 bin 200’de emekli oluyor. Adalete bakın. Biz 9 binin 7 bin 200’e düşmesi için girişimde bulunduk, yazılar yazdık. Ancak EYT sonrası yükler nedeniyle sıcak bakılmadığını görüyoruz.
-EYT HAKKINDA YAKLAŞIMINIZ?
-Devlet için zor bir süreç. Erken yaşta emeklilik sistemi de zorladı. Biz esnafın yükünün hafiflemesini istiyoruz ama devletin dengeleri de var. Yine de daha adil bir kademe, daha sürdürülebilir bir model olması gerektiğini düşünüyoruz.
-ESNAF KEFALETİ/KREDİ TARAFINDA CİDDİ ŞİKÂYETLER VAR. ÖZELLİKLE BİR YERDE SİGORTALI GÖRÜNEN AMA VERGİ KAYDI DA OLAN ESNAF KREDİ KULLANAMIYOR.
-Evet, bu çok yaygın. Kişinin vergi kaydı var, sicil kaydı var, iş yeri var; ama iş yerini eşi/çocuğu yürütüyor, kendisi de başka bir yerde sigortalı çalışıyor. İnsan bunu keyfinden yapmaz; geçim için yapar, ailesini ayakta tutmak için yapar. Buna rağmen krediye erişememesi doğru değil.
Bu konuyu dile getirdik. “Ticaret Bakanlığı kararı” denilerek değişmeyen bir uygulama var. Oysa eşitlikten bahsediyorsak, bu kişi de sistemin dışında kalmamalı.
-BİR DE VERGİ/SGK BORCU OLANA KREDİ VERİLMİYOR…
-Esnaf zaten sıkıntıda olmasa krediye niye ihtiyaç duysun? “Borcu var diye kredi yok” denince, ihtiyaç sahibine kapı kapanıyor. Bu düzenin yeniden ele alınması gerekiyor. Seçimler sonrası bu konuyu tekrar gündeme taşıyacağız.
-ANTALYA ESNAF ODALARI BİRLİĞİ SEÇİMİNDE KUMLUCA–FİNİKE’DE AYRIŞMALAR OLDU. SİZ DE ADLIHAN DERE’NİN YÖNETİMİNE GİRDİNİZ. BİRLİK-BERABERLİK SÜRER Mİ?
-Seçimde farklı düşünceler olur; herkes taraf belirler, oy verir. Bu demokrasi. Önemli olan seçimden sonra birlik duygusunu korumak.
Kumluca Esnaf ve Sanatkârlar Odası 1968’de kuruldu. Uzun yıllar sonra ilk defa Kumluca’dan bir temsilci Birlik yönetiminde yer aldı. Başta görevi istemedik, başka arkadaşları önerdik ama Birlik Başkanımız Sayın Adlıhan Dere “yanımda çalış” deyince, yönetim kurulumuzla değerlendirdik ve Kumluca esnafı için faydalı olur diye kabul ettik. Bu benim tek başıma aldığım bir karar değil; yönetim kurulu kararıdır.
Ufak tefek kırgınlıklar olabilir; kendi aramızda çözeriz. Birlik ve beraberlikte sorun olmaz.
-ADRASAN, KARAÖZ, OLİMPOS… TURİZMDE CİDDİ POTANSİYEL VAR AMA SORUNLAR DA VAR. NEDİR TEMEL MESELE?
-Adrasan parlayan bir yıldız gibiydi. Ancak teknelerin çoğalması, çarpık yapılaşma, hoyrat kullanım; yıllardır kanayan yara. Toplantılar yaptık, raporladık, Ankara’ya gittik.
Yangın tedbirleri elbette şart: duman dedektörü, alarm, yangın tüpü gibi. Bunlar “olmazsa olmaz.” Ama doğanın içinde, ahşap ve ağaçlık alanda olan bungalova “çelik kapı” gibi sahaya uymayan şartlar istenebiliyor. Biz Ankara’da bunu anlattık: “Biz ekoturizm yapıyoruz, işimizin başındayız; makul ve uygulanabilir tedbirleri elbette alalım.”
-TURİZM BELGESİ OLMAYAN İŞLETMELERİN KAPATILACAĞI KONUŞULUYOR…
-Evet, “belge yoksa mühür” deniyor. Ama imar/ruhsat sorunları yüzünden birçok işletme belge alamıyor. İl müdürlüğüne gidip derdimizi anlattık. “Yapı kayıt belgen varsa sorun yok” deniyor; ama ruhsat yoksa yapı kayıt belgesi de yok. Bu bir çıkmaz. Çözüm yıkmak veya kapıya kilit vurmak olmamalı. Bu yapılar milli servet; devlet de vatandaş da kazanacak şekilde, kayıt altına alarak bir yol bulunmalı.
-ADRASAN–OLİMPOS–YAZIR’DA İMAR KONUSUNDA VERİLEN SÖZLERDEN BAHSETTİNİZ.
-2023’te Adrasan’da büyük bir toplantı yapıldı. O gün Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek, “2024 yerel seçimlerine kadar imar sorununu çözeceğim” diye söz verdi; hatta “Söz mü?” denildi, “Söz” denildi. Sonrasında Antalya Odalar Birliği’nde yapılan, CHP İl Başkanı ve Milletvekillerinin de olduğu toplantıda ben tekrar söz aldım ve dedim ki: “Esnafın ekmek kapıları tek tek kapanıyor, kimse mağdur olmadan çözüm istiyoruz.” CHP İl Başkanı Nail Kamacı’dan, aldığım cevap şu oldu: “İlçe belediyesi talep etsin, ben de takip edeyim.”
-BAŞKANIM, ELEŞTİRİLER GELDİĞİNDE NASIL HİSSEDİYORSUNUZ?
-“Yiğidi öldür hakkını yeme” derler. Eleştiriye açığım. Yeter ki yüzüme söylensin. Telefonum yıllardır aynı; herkes bilir, 24 saat herkes arayabilir.
Beni en çok üzen şey, uğraştığım bir konu için “hiçbir şey yapmadı” denmesi. “Uğraştı ama şartlar el vermedi” denirse başımın üstünde yeri var. Ama emek görmezden gelinirse üzülürüm. Benim yapımda boş vermek yok; kişisel ya da kitlesel fark etmez, üstüne giderim.
-EN ÇOK ELEŞTİRİ ALDIĞINIZ BAŞLIKLARDAN BİRİ PAZARCI ESNAFI. SÜREÇ NASIL BAŞLADI?
-Benim için kabustur: 11 Aralık 2022 gecesi. Sel geldi, sabah Kumluca çamur-suyun içindeydi. O günden sonra pazar yeri süreci başladı. Bakanlar geldi, kurumlar sahadaydı; TESK Genel Başkanımız Bendevi Palandöken Kumluca’ya geldi, Birlik Başkanımız geldi, tespitler yapıldı.
Pazar yeri yıkılacak denince boşaltmalar başladı, çok hızlı gelişti. Yeni pazar yeri yapıldı ama asıl tartışma taşınma ve yerleştirme aşamasında oldu. Ben baştan “mevcut pazarcı esnafına kura” dedim. Belediyeyle görüştük; “resmî değil” gerekçeleri, “ihale olacak” ısrarları… Süreç davalara gitti. Üç ayrı ihale, üç ayrı yargı süreci yaşandı. Sonunda iş, en başta dediğim yere geldi: noter huzurunda kura.
Bugün memnun olan var, olmayan var. Süreç beni de çok yıprattı. Ama şunu söyleyeyim: Sonuna kadar ilgilendim, mücadele verdim.
-MAVİKENT SANAYİ SİTESİ’NDE SON DURUM NEDİR?
-2018’den beri uğraşıyoruz. Parsellenmiş alanlar, geçmişte yapılan satışlar derken sorunlar büyüdü. Bu dönem yaklaşık 3.100 m² alan sanayi sitesi olarak meclisten geçirildi. Sonra esnaf kooperatif kurdu; “Kiraya verin, biz yapalım” dedi. Plan projede bu alana sırt sırta yaklaşık 22 dükkân sığıyor.
“Yapacağız” dendi, süreç uzadı. Esnaf “Belediye yapamayacaksa kiralayın, biz yapalım” noktasına geldi ama hâlâ netice alınamadı. Bazıları yol kenarında çözüm aradı, bazıları eski yerde sıkıştı kaldı. Çok uğraştık, olmuyor bir türlü.
-KUMLUCA BELEDİYE BAŞKANI MESUT AVCIOĞLU’NUN YÖNETİM TARZINI, ESNAFA BAKIŞINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
-Ben belediye meclis üyeliği, encümen üyeliği, başkan vekilliği yaptım (2009–2014). Belediyecilik “idare”dir: Hem kurumu idare edersin hem vatandaşı idare edersin. Mesut Başkanımızın kişiliğine diyecek sözümüz yok; babacan bir insan. Ama bazı yerlerde elini taşın altına koymada çekingenlik olabiliyor. İdare dediğimiz şey bazen inisiyatif ister; insanlar o zaman rahatlar.
Ruhsat tarafında da şunu söylüyorum: Kumluca’da esnafın çoğu kiracı. Aynı sokakta 2–3 dükkân yan yana yer değiştiriyor. Esnaf 40–50 bin masraf yapıyor, iki dükkân ileri gidince bir 40–50 bin daha… Aynı şartları sağlıyorsa, aynı cadde/istikamette sadece kapı numarası değişiyorsa ruhsatta daha pratik bir yenileme kolaylığı olmalı.
-ÇIRAK BULMAK ZORLAŞTI. NE YAPILMALI?
-Ara eleman yok. Devlet çıraklık eğitiminde destek verdi, çıraklık okulunu bitirene lise diploması hakkı tanıdı; bu hareketlendirdi ama yeterli değil. METEM var, turizm tarafında eğitim var; tam kapasite çalışmasını isteriz.
Burada rehber öğretmenlere iş düşüyor: Çocuğun yatkınlığını görüp mesleğe yönlendirmek lazım. Çarşıda 10 gençten 7–8’i üniversite mezunu ama işsiz; buna karşılık bir tane “işin ehli usta” bulmak zor.
Ailelere de görev düşüyor. Bugün iyi bir usta, birçok memurdan daha hızlı ve iyi kazanabiliyor. Sanatkâr; el emeğiyle üretendir, işi bilendir. Asıl ihtiyaç orada. Ailelerde bu ihtiyacı bilerek çocuklarını mesleğe yönlendirmeli.
-2018’DEN BERİ GÖREVE GELDİNİZ; ODAYI NE DURUMDAN NE DURUMA GETİRDİNİZ?
-Önce odamızı gerçek kimliğine kavuşturduk; kurumlarla iletişim güçlendi, kapılar açılıyor, derdimizi anlatabiliyoruz.
Pandemide günde 2–3–4 kez genelge geldiği oldu; hangi esnafın hangi saatlerde açık/kapalı olacağını esnafa anında duyurduk. Zincir market mücadelesi de bu dönemden beri sürüyor.
2022 sel felaketinde ciddi zarar vardı: yaklaşık 780 iş yerine su girdi, çok sayıda araç zarar gördü. Tespitler, raporlar, yazışmalar yapıldı; devlet destekleriyle yaralar sarılmaya çalışıldı.
Eğitim tarafında; ASAT’la ilgili seminerler yaptık, bağlantı/tesisat gibi alanlarda yetki belgesi sınavları için süreç yürüttük. İş sağlığı ve güvenliği uzmanlarını getirip esnafı bilgilendirdik. Çıraklık ve mesleki eğitim konusunda da sürekli takipteyiz.
Geleneksel hale getirdiğimiz uygulamalar var: 25 yılını dolduran üyelerimize plaket, en genç üyemize ve en kıdemli üyemize ödüller… Kurban Bayramı’nda esnafımıza yıllar içinde 6 kez bıçak dağıtımı yaptık; önümüzdeki yıl esnaftan gelen taleplerle farklı bir hediye/destek düşünüyoruz.
-BATI ANTALYA GAZETESİ’Nİ VE BÖLGE BASININI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
-Ben sizi uzun yıllardır tanıyorum. Belediye döneminden beri tanışıklığımız var. Babanızla da sizinle de abi-kardeş gibi bir ilişki oluştu. Açık söylemek gerekirse Batı Antalya Gazetesi’nin bölgede bir marka haline geldiğini düşünüyorum. Bölge basınının güçlü olması önemli. Çünkü yerel sorunları en iyi yerel basın gündeme taşır. Bu anlamda yapılan işi kıymetli buluyorum.
-EĞİTİM FAALİYETLERİNDEN BAHSETTİNİZ… NEDİR?
-Biz önümüzdeki dönemde müşteri-usta-çırak ilişkileri, müşteri karşılama, uğurlama, iş yeri kazancını artırma gibi konularda eğitimler planlıyoruz. Bu konularda işinin ehli konuşmacıları getirip sempozyum/eğitim yapmak istiyoruz. Esnafımızın bu tür programlara katılmasını istiyoruz.
-SON OLARAK ÜYELERİNİZE, KUMLUCA HALKINA VE SİZİ DESTEKLEYENLERE NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
-Öncelikle tüm esnafımıza ve Kumluca halkına şunu söylemek isterim: Esnafınıza sahip çıkın. Merdiven altı, kaynağı belli olmayan ürünlerden uzak durun. Alışverişinizi bildiğiniz, güvendiğiniz esnaftan yapın.
Esnaf sadece mal satan kişi değildir. Mahallenin, sokağın, ilçenin güven unsurudur. Biz çocukken rahmetli babam beni bakkala götürür, “Ben olmazsam çocuğum gelirse ver, sonra hesaplaşırız” derdi. Bu, esnafla halk arasındaki güvenin ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Son sözüm şu: Esnaf yaşarsa halk yaşar, esnaf yaşarsa devlet yaşar. Küçük ve orta ölçekli esnaf bu ülkenin bel kemiğidir. Herkes yerel esnafına sahip çıkmalı.
Bu vesileyle beni konuk aldığınız için sizlere teşekkür ederim. Kurban Bayramı’nın ilçemize, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Özellikle esnafımızın bol kazançlı, bereketli ve huzurlu bir bayram geçirmesini temenni ediyorum. Bayram alışverişlerinde vatandaşlarımızdan yerel esnafımıza sahip çıkmalarını da ayrıca rica ediyorum. Çünkü güçlü esnaf, güçlü şehir demektir. Tüm Kumlucalı hemşehrilerimizin ve esnaf camiamızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. ÖZEL RÖPORTAJ: SİNAN ÇEVİREN



