Merhaba değerli okuyucularımız…
Kumluca'nın sorunlarını defalarca yazdım. Yolları yazdım, trafiği yazdım, otoparkı yazdım, plansızlığı yazdım. Yazmaya da devam edeceğim. Çünkü ben alkış tutan tarafta değil,gerçeği yazan taraftayım.
Ama bugün farklı bir yol seçiyorum.
Bir zamanlar bir belediye başkanı varmış…
Belediye başkanlığının nasıl yapılacağına dair en ufak bir fikri yokmuş. Makamı yönetmek yerine makamın keyfini sürmeyi tercih edermiş. Her fırsatta “borç var” edebiyatı yapar, hizmet üretemeyince bahaneye sığınırmış. Halkın içine karışmak yerine yukarıdan bakmayı marifet sanırmış.
“Ben hizmet için değil, koltuk için buradayım” der gibi bir hali varmış. İlçesi için bir çivi çakmayan ama fotoğraf vermeyi ihmal etmeyen bir başkanmış. Eleştiriyi düşmanlık sayar, sorumluluğu başkasına atmayı siyaset zanneder, aynaya bakmayı ise hiç denemezmiş.
Etrafına sürekli gülücük saçar ama arkasında memnuniyet değil, hayal kırıklığı bırakırmış.
Daha da vahimi; hiçbir kurumla sağlıklı ilişkisi yokmuş. Siyasetçilerle kavgalı, sivil toplumla mesafeli, bürokrasiyle uyumsuz… İlçe menfaati hiç düşünmeyen bir anlayışı varmış.
Bazı yöneticiler vardır;
Yol yapamaz ama yolunu yapar.
Otopark üretemez ama makam aracı hep en öndedir.
Trafiği çözemez ama konvoyu eksik olmaz.
Halka inemez ama sosyal medyada hep sahadadır.
İlçede çukur çoktur ama asıl derin çukur vizyon eksikliğidir.
Bir de klasik cümleleri vardır:
“Proje hazır…” (Nerede?)
“Çalışıyoruz…” (Ne zamandır?)
“Sabredin…” (Nereye kadar?)
Sanırsınız belediye değil, sabır taşı işletiliyor.
Ama unuttukları bir şey var:
Bu halk sandıkta mizah yapmaz. Orada espri kaldırmaz. Orada filtre yoktur, ışık ayarı yoktur, photoshop yoktur.
Masal anlatanlar bir gün gerçekle yüzleşir.
Gülücükle yönetmeye çalışanlar, günü gelince ciddiyetle karşılanır.
Kumluca küçük olabilir ama terazisi şaşmaz.
Koltuk geçicidir.
Hizmet kalıcıdır.
Ve halk…
Günü geldi mi, masalı kapatır, defteri açar.
Şimdi soruyorum:
Bu tür başkanların sonu nasıl olur?
Tarih bize şunu gösteriyor: Koltuk, hizmet üretmeyeni taşımaz. Halk sabreder ama unutmaz. Günü kurtaranlar seçim günü kurtulamaz. Belediyecilik mazeret üretme makamı değil, çözüm üretme makamıdır.
Koltuk; egoyu büyütmek için değil, şehri büyütmek içindir.
Yetki; fotoğraf vermek için değil, sorun çözmek içindir.
Halk; tepeden bakılacak bir kitle değil, hizmet edilecek bir emanettir.
Masal gibi başlayan bu hikâyeler genelde hesap günüyle biter. Çünkü sandık günü geldiğinde gülücükler değil, yapılan işler konuşur.
Kumluca küçük bir yer olabilir ama hafızası büyüktür.
Unutmayın;
Hizmet etmeyen yönetici gider.
Halka kulak tıkayan yalnız kalır.
Koltuk için oturan, günü geldiğinde o koltuktan kalkmak zorunda kalır.
Bu bir masal değil.
Bu, siyasetin değişmeyen gerçeğidir.
Saygılarımla…