Kumluca denince akla hemen tarım gelir…
Seralar gelir…
İhracat gelir…
Peki ya tarih?
İşte tam da burada durup düşünmemiz gerekiyor. Çünkü Kumluca, yalnızca tarımın değil, aynı zamanda büyük bir tarihi mirasın da üzerinde yükseliyor. Ancak ne yazık ki bu mirasın farkında değiliz ya da farkında olsak bile gereken değeri veremiyoruz.
Sarıcasu Mahallesi yakınlarında, bir tepenin üzerinde sessizce bekleyen Rhodiapolis Antik Kenti, adeta kaderine terk edilmiş bir halde… Oysa bu antik kent, Kumluca’nın turizmde kaderini değiştirebilecek potansiyele sahip.
Bugün birçok ilçe, küçük bir tarihi kalıntıyı bile turizme kazandırmak için büyük çaba harcıyor. Biz ise UNESCO aday listesinde yer alan bir antik kenti yeterince tanıtamıyoruz.
Bu gerçekten düşündürücü.
Rhodiapolis, tarihi kaynaklara göre Rodoslular tarafından kurulan önemli bir koloni kenti. Bölgedeki Gagai, Phaselis, Korydalla ve Olympos gibi önemli antik kentlerle birlikte Likya uygarlığının önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor. Bu bile başlı başına turizm açısından büyük bir avantaj.
Ama sorun şu:
Bu avantajı kullanabiliyor muyuz?
Hayır.
Bugün Kumluca’ya gelen bir turistin Rhodiapolis’ten haberi bile olmayabiliyor. Tanıtım eksik, yönlendirme eksik, organizasyon eksik… Kısacası potansiyel var ama planlama yok.
Oysa Rhodiapolis yalnızca bir antik kent değil; aynı zamanda Likya tarihinin önemli isimlerinden biri olan Opramoas’ın da memleketi. Likya’nın en büyük hayırseverlerinden biri olarak bilinen Opramoas, döneminde birçok şehre yardım etmiş, defalarca onurlandırılmış bir isim. Böylesine önemli bir tarihi şahsiyetin memleketinin Kumluca’da olması bile başlı başına bir turizm fırsatı.
Ama bu fırsatı değerlendirebiliyor muyuz?
Yine hayır.
Rhodiapolis’te tiyatrodan hamama, tapınaklardan kiliselere, agoradan nekropol alanlarına kadar birçok önemli kalıntı bulunuyor. Yaklaşık 1500 kişilik tiyatro, Opramoas’ın anıt mezarı, Roma hamamı ve Bizans dönemine ait kilise kalıntıları… Hepsi burada, Kumluca’da.
Ama sessiz…
Ama tanıtımsız…
Ama sahipsiz…
Bugün turizm, sadece deniz ve güneşten ibaret değil. Kültür turizmi artık dünyanın en hızlı gelişen turizm alanlarından biri. Antalya’nın birçok ilçesi bu potansiyeli değerlendirirken Kumluca’nın geri planda kalması kabul edilebilir bir durum değil.
Kumluca sadece tarımla büyüyemez.
Ekonominin çeşitlenmesi gerekir.
Turizmin gelişmesi gerekir.
Yeni yatırım alanlarının açılması gerekir.
Rhodiapolis tam da bu noktada büyük bir fırsat.
Yolları düzenlenmiş…
Tanıtımı yapılmış…
Ziyaret alanları oluşturulmuş bir Rhodiapolis, Kumluca’ya ciddi bir ekonomik hareketlilik getirebilir.
Esnaf kazanır…
Turizm hareketlenir…
İlçenin tanınırlığı artar…
Yeni yatırımlar gelir…
Ama bunun için önce sahip çıkmak gerekiyor.
Kumluca’nın sadece bugünü değil, geleceği de düşünülmeli. Tarım önemli ama tek başına yeterli değil. Tarih, turizm ve kültür de bu ilçenin gelişiminde önemli bir rol oynayabilir.
Rhodiapolis, Kumluca’nın sessiz hazinesi…
Ama bu hazine sessiz kalmaya devam ederse, kazanan değil kaybeden oluruz.
Artık sorulması gereken soru şu:
Rhodiapolis ne zaman hak ettiği değeri görecek?
Çünkü Kumluca’nın geleceği sadece seralarda değil, aynı zamanda tarihinin içinde de saklı.