Yine bir Yörük Şenliği yapacağız…
Kent bir kez daha görücüye çıkacak…
Kente girerken ya da kentten ayrılırken insanları nasıl bir manzara karşılayacak? Bu şehir, misafirini nasıl ağırlayacak, nasıl uğurlayacak?

Bugün kentler yalnızca büyüklükleriyle değil; yaşam kalitesi, estetik anlayışı ve insanına sunduğu değerlerle rekabet ediyor.
Peki bizim kentimiz bu yarışta nerede duruyor?

Bir kentin estetiği sadece binaların görünümü müdür?
Yoksa temiz havası, korunmuş doğası, düzenlenmiş kamusal alanları mıdır?
Gürültü kontrol altına alınabiliyor mu, yoksa kent sesin içinde mi kayboluyor?

Bu şehir; çocuğuna oyun alanı, kadınına güvenli bir yaşam, engellisine erişilebilir bir çevre, yaşlısına huzurlu bir kamusal alan sunabiliyor mu? Doğal güzelliklerini koruyabiliyor mu? Gürültü ve çevre kirliliğini kontrol altına alabiliyor mu?

Bir kent misafirini nerede ağırlar?
Hangi sofralarda buluşturur, hangi mekânlarda kültürünü tanıtır?
Neyi saklar, neyi gururla öne çıkarır?

Bu kentin bir hafızası var mı?
Müzeleri, sanat alanları, edebiyatı, kültürel üretimi ne durumda?
İnsan kaynağı ne kadar nitelikli ve bu potansiyel kent yaşamına ne kadar yansıyor?

Kent estetiği, yalnızca görsel bir düzenleme değil;
bir yaşam biçimi, bir medeniyet göstergesidir…

Bu noktada yerel yönetimlere önemli bir sorumluluk düşmektedir.
Kent estetiği; plansızlıkla değil, gelecek öngörüsüyle, günü kurtarmakla değil, geleceği kurmakla mümkündür…

Bu kent, sahip olduğu değerleri koruyup geliştirebiliyor mu, yoksa onları yavaş yavaş tüketiyor mu?

Hangi şehir, hangi şenlik…

Vesselam…