-DEPREM GERÇEĞİYLE YÜZLEŞMEZSEK, KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE BİR HAYAL OLUR!
Kumluca’da kimse yüksek sesle konuşmuyor ama hepimiz aynı gerçeği biliyoruz:
Bu şehir depreme hazır değil. Her gün önünden geçtiğimiz o binalar… İçinde yaşamaya devam ettiğimiz o evler… Aslında büyük bir riskin tam ortasında duruyor.
Ve en tehlikelisi şu: Herkes farkında… ama kimse harekete geçmiyor.
Gödene Caddesi, Hasan Tuna Caddesi, Denizyolu… İlçenin en merkezi noktalarında, 2000 yılı öncesine ait çok sayıda yapı hâlâ ayakta. O dönem Antalya 3. derece deprem bölgesi olarak kabul ediliyordu ve yapılar da buna göre inşa edildi. Ancak bugün tablo değişti. Yeni fay hatlarıyla birlikte artık 1. derece deprem kuşağında yer alıyoruz.
Daha da vahimi, bu yapıların önemli bir kısmı deniz kumu kullanılarak yapılmış, taşıyıcı sistemi tartışmalı binalar. Açık konuşalım… Allah korusun, 5.5 – 6 büyüklüğünde bir depremde bu yapıların ne kadarının ayakta kalacağı büyük bir soru işareti.
PEKİ NEDEN KİMSE KENTSEL DÖNÜŞÜME YANAŞMIYOR?
Kentsel dönüşümün neden ilerlemediğine baktığımızda ise karşımıza önemli bir çelişki çıkıyor. Kumluca merkezde yıllardır uygulanan bitişik nizam yapılaşma sayesinde vatandaş, arsasının neredeyse tamamına inşaat yapabiliyordu. Ancak yeni planlamalarda bu durum değişmiş durumda. Yapı kayıpları oluşuyor, metrekareler küçülüyor, balkonlar ortadan kalkıyor. Bununla birlikte bu bölgelerin ticari alan olarak değerlendirilmesi, konut yapımını ikinci plana itiyor.
Oysa Kumluca’nın ihtiyacı bu kadar ofis ya da iş yeri değil. Vatandaşın ihtiyacı konuttur. Bu nedenle planlama yapılırken esnek bir model benimsenmeli; isteyenin konut, isteyenin ticari alan yapabilmesine imkân tanınmalıdır. Aksi halde kimse kentsel dönüşüme yanaşmaz ve süreç tıkanır.
Aslında bu işin çözümü Kumluca’da daha önce uygulanmış bir modelde saklı.
Cumhuriyet Meydanı’ndaki yapılar için de bir dönem %40 yapı izni söz konusuydu. Ancak alınan meclis kararıyla bitişik nizam uygulaması hayata geçirildi ve o bölge kentsel dönüşümle modern yapılara kavuştu.
Yani mesele imkânsızlık değil…
Mesele doğru kararı alabilmek.
Çünkü mevcut sistemde yüzde 60’a varan yapı kaybı var. Balkonlar gidiyor, metrekare küçülüyor. Örnek verelim: 90 m² bir daireniz var… balkon gidiyor kalan 80 m². Yüzde 40 yapı izni sonrası 32 m²’ye düşüyor. Kim böyle bir dönüşümü kabul eder? Etmez. Bu yüzden süreç tıkanıyor.
ÇÖZÜM VAR AMA İRADE YOK
Aslında çözüm zor değil, sadece kararlılık istiyor. Planlama anlayışı değişmeli. Vatandaşa dayatma değil, seçenek sunulmalı. İsteyen konut yapabilmeli, isteyen ticari alan. Esnek ve gerçekçi bir model oluşturulmalı.
Daha da önemlisi, şehir estetiğini bozmayan ama ekonomik olarak cazip projeler üretilmeli. Otopark sıkıntısı göz önünde bulundurularak, bodrum kata otopark alanı, altı ticari alan, üstü modern konutlardan oluşan, kazık temelli, dayanıklı ve planlı yapılar… İkiz ya da üçüz bloklar şeklinde projelerle hem güvenli hem de yaşanabilir bir şehir inşa edilebilir.
Dar, havasız bitişik nizam yerine ferah yaşam alanları… Bu bir hayal değil. Doğru planlama ile mümkün.
FİNİKE BAŞLADI, KUMLUCA HÂLÂ BEKLİYOR
Hemen yanı başımızda Finike bu süreci başlattı. Dönüşüm adım adım ilerliyor.
Peki Kumluca ne yapıyor?
Hâlâ tartışıyor…
Hâlâ bekliyor…
Hâlâ zaman kaybediyor…
Oysa deprem beklemiyor.
TEK ÇÖZÜM: RADİKAL KARAR
Artık bu işin net bir yolu var.
Bu bölgeler meclis kararıyla kentsel dönüşüm alanı ilan edilmeli. Ardından modern, şehir estetiğine uygun projeler hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunulmalı.
Üstelik devletin sunduğu imkanlar da ortada:
1 yıl geri ödemesiz, %0,69 faiz, 180 ay vadeli ve 3 milyon TL’ye kadar kredi desteği.
Yani imkan var. Plan var. Örnek var. Eksik olan tek şey: irade.
SON SÖZ:
Kumluca’nın kaybedecek zamanı yok.
Ya bugünden adım atacağız… ya da yarın çok geç olacak.
KISSADAN HİSSE
Deprem geldiğinde mazeret konuşulmaz…
Ama öncesinde alınmayan her karar, sonrasında bir pişmanlığa dönüşür.
Bir de yapay zekâ ile bu caddelerin modern hale getirilmiş örnek bir görselini sizlerle paylaşıyorum.
Kumluca’da bu proje uygulanabilir mi? Sizce nasıl olur?
Kalın sağlıcakla…