Yol kenarında rastladığın her şey bir işaret taşır; kimi gürültüyle anlatır kendini, kimi sessizce. Karahindiba ise sessizliğin içinden konuşanlardandır. Ne bir bahçe ister ne bir övgü… O, toprağın kalbinden çıkar, güneşe yüzünü döner ve varlığını ilan eder: “Ben buradayım.” Bas bas bağırır çiçeği ve yeşil tablasıyla…

Tasavvuf ehli der ki: Hakikat, gösterişte değil; sadelikte gizlidir. Karahindibada bu sırrın sarı bir tecellisidir. Herkesin basıp geçtiği yerde büyür, fakat herkesin göremediği bir hikmeti taşır. Onun ilmi, köklerinde saklıdır; toprağa ne kadar yakınsa, hakikate o kadar yakındır. İnsan da böyledir…

Kökünü unutan, özünü kaybeder…

Güneşi bulduğunda birden açılıp saçılması, kalbin ilahi nurla karşılaşmasına benzer. İçine kapanmış bir gönül, hakikat ışığına değdiğinde nasıl genişlerse; karahindiba da öylece açılır. Sanki der ki: “Ben zaten buydum, sadece ışığı bekliyordum.” Demek ki her açılış bir nasip meselesidir.

Sonra… O sarı ihtişam gider, yerine şeffaf bir küre gelir. Dünya gözünde belki solmak gibi görünür bu hâl, ama hakikatte bu bir dönüşümdür. Tohum olur, rüzgâra teslim olur. İşte burada tevekkül başlar. Kendini bırakır, dağıtır, çoğalır… Hiçbir yere ait değilken her yere ait olur. Tasavvufta buna “fenâdan bekâya yürümek” derler…

Çocukken onu üfleyip dağıttığımız anları hatırlarım… Bir oyundu belki ama içinde derin bir sır saklıydı: Bırakmak. İnsan, hayatı boyunca tutunmayı öğrenir; oysa hakikate yaklaşmak için bırakmayı da bilmelidir. Karahindiba bunu sessizce öğretir… Bir yörede hindibağdır, diğer bir yerde de radikadır, acı ottur, güneyiktir, acı gıcıdır… İngilizler de bu yabana dandelion derler…

Görüldüğü gibi karahindiba, sadece doğada değil; dillerde, kültürlerde ve halk bilgisinde de iz bırakmış bir bitkidir…

Kökünden şifa, yaprağından bereket sunar. Ama asıl şifası, hatırlattığıdır:

Doğaya yakın olan, Hakk’a yakındır…

Sade olan, hakikate daha açıktır…

Ve en önemlisi…

Bırakmayı bilen, çoğalır…

Belki de bu yüzden karahindiba, “iyi kalpli bir yaban”dır. Çünkü o, kimseye görünmeden hizmet eder. Ne alkış bekler ne teşekkür… Bendeniz bu yüzden bu yabana çelebi ot tanımlaması yaparım…

İnsan da böyle olabildiğinde, yolunu bulur…

Vesselam…