Akşamüstü…

Saat 16.50 ile 17.00 arası.

Kumluca semaları.

Bir vatandaş telefonunu kaldırıyor, gökyüzünü kayda alıyor ve şu cümlelerle paylaşıyor:

“Antalya Kumluca çektiğim görüntüler… Chemtrail uçakları her yağmur öncesi spreyleme yapıyor. Susuzluk ve su kesintileri başlayınca anlarsınız Anyayı Gonyayı… Açık Semalar Anlaşması var, aldatılıyorsunuz… Gökyüzüne bakın; bulut mu var yoksa çizgisel izler mi?”

Bu paylaşımı okuduğumda durup düşündüm.

Sadece gökyüzünü değil, insanların zihnini de izledim aslında.

Çünkü mesele gökyüzündeki izler değil.

Mesele, yere inemeyen sorular.

Son yıllarda ne zaman yağmur gecikse, ne zaman barajlar düşse, ne zaman boğazlarımız yansa, öksürük geçmese; başımızı yukarı kaldırıyoruz.

Gökyüzüne bakıyoruz.

Çizgi görüyoruz.

Ve diyoruz ki: “Bir şeyler dönüyor.”

Oysa gökyüzünde gördüğümüz o çizgiler, yıllardır orada.

Jetlerin yüksek irtifada bıraktığı yoğuşma izleri.

Havanın nemine göre dağılmayan, bazen saatlerce kalan izler.

Yeni değil.

Gizli değil.

Ama korku, eski bir şeydir.

“Açık Semalar Anlaşması” deniliyor.

Adı üstünde: açık.

Silahsız, bildirimi yapılan, gözlem amaçlı uçuşlar.

Kimyasal, gizli, saklı hiçbir tarafı yok.

Ama anlaşmalar okunmaz, isimleri dolaşır bizde.

Çünkü biz belgeye değil, şüpheye inanmayı seviyoruz.

Peki boğazlarımız neden yanıyor?

Klimadan.

Egzozdan.

Tozdan.

Polenden.

Tarım ilacından.

Betondan.

Ama bunlar sıkıcı gerçekler.

O yüzden gökyüzü daha cazip geliyor.

Asıl soruyu burada sormak lazım:

Yeraltı sularını hoyratça çekip kurutanlar kim?

Tarımsal ilaçları denetimsiz kullanan kim?

Ovaları betona boğan kim?

Dereleri boruya alan kim?

Bunları konuşmak zor.

Çünkü muhatabı var.

Ama gökyüzü öyle mi?

Hesap soramazsın.

Sorumlusu belirsiz.

Korku rahat.

Ben şuna inanıyorum:

Gökyüzüne bakmak güzeldir.

Ama sürekli yukarı bakarsan,

ayağının altındaki gerçeği kaçırırsın.

Ve bazen,

gerçek bir susuzluk yaklaşırken,

biz hayali bulutlarla oyalanırız.

Akletmek gerekiyorsa,

önce yere bakalım.

Bir ülkenin kendi hava sahası içinde, gizlice ve halktan saklanarak “kimyasal spreyleme” yapılması pratikte ve hukuken mümkün değildir.

Son Söz

Beynimize iyi bakalım.

Onu bilim kurguların, komplo senaryolarının ve paranoyaların oyun alanına çevirmeyelim.

Şüphe iyidir ama akıl pusula ister.

Gerçekle bağını koparan her kuşku, bizi çözümden değil, korkudan besler.

Gökyüzüne bakmayı sürdürelim;

ama bilimin ışığını kapatmadan.

Kalın sağlıcakla…

Sinan Çeviren