Bugün size bir konuda içimi dökmek istiyorum.

Bu konu doğrudan okuyucularımızı ya da takipçilerimizi ilgilendirmeyebilir. Ancak bu bölgeye yıllarını vermiş, çocukluğundan itibaren bu mesleğin içinde yetişmiş bir kardeşiniz, bir evladınız olarak yaşadıklarımı anlatmak istiyorum.

Sekiz yaşından bu yana bu mesleğin içindeyim. Baba mesleğidir.

Babam; bana ve kardeşlerime helali, haramı, dürüstlüğü öğretti. Allah’a şükürler olsun ki bugüne kadar ne benim ne de kardeşlerimin yüz kızartıcı tek bir olayımız olmadı. Sicillerimiz tertemizdir. Elbette sütten çıkmış ak kaşık değiliz ama bildiğimiz tek şey; mütevazı yaşamak ve doğru durmaktır.

2004 yılında, Finike’de 1971’de kurulan bölgenin ilk gazetesi Finike Akdeniz Gazetesi’nde bu mesleğe profesyonel olarak adım attım. Bölgede bu işin eğitimini almış sayılı insanlardan biriyim. Ulusal gazetelerde, ajanslarda çalıştım.

2017 yılından bu yana ise Kumluca’nın ilk gazetelerinden biri olan Batı Antalya Gazetesini yürütüyorum.

Yıllar içinde meslektaşlarımızla fikir ayrılıkları yaşadık; iyisi de oldu, kötüsü de… Ancak kimseyle kişisel bir sorunum olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. İnsanların benimle problemi olabilir ama benim kimseyle yok.

Şunu özellikle ve net şekilde belirtmek isterim:

Kumluca’nın tek ve resmi gazetesi Batı Antalya Gazetesi’dir.

Aksini iddia edenler, buyursunlar Basın İlan Kurumu Antalya Bölge Müdürlüğü’ne sorsunlar. Bu bir görüş değil, resmi bir gerçektir.

Gelelim asıl canımı sıkan meseleye…

Son zamanlarda özellikle emeğe yapılan saygısızlık, açıkça hırsızlık noktasına ulaşmıştır.

Gazetemiz her sabah saat 05.00 sularında dağıtım personelimiz tarafından abonelere ulaştırılmaktadır. Ancak bir süredir “Gazetemiz gelmedi” yönünde şikâyetler almaya başladık. Konunun üzerine gittiğimizde, bizi kendine rakip gören ama bizim rakip olarak bile görmediğimiz, hırsına yenilmiş bir kişi güvenlik kamera kayıtlarıyla tespit edilmiştir.

Bir kişinin parasıyla satın aldığı gazeteyi alıp götürmek suçtur, hırsızlıktır.

Bu konuda tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna açıkça bildiririm.

Bir diğer konu…

Kaynak gösterilerek alınan haberlere itirazımız yok. Ama kendi emeğimizle çektiğimiz fotoğrafların ve hazırladığımız haberlerin izinsiz kullanılması suçtur.

Bu, emeğe saygısızlıktır; adı da hırsızlıktır.

Dahası var…

Özel günlerde yayınladığımız kutlama ilanlarındaki tasarımlar birebir kopyalanarak sosyal medyada ve başka yayınlarda kullanılmıştır. Bu da açık bir emek gaspıdır.

Ve belki de mesleki ahlak açısından en vahimi…

Bu kişi, çalıştığımız iş yerlerine ve firmalara giderek;

“Niye bu gazeteye reklam veriyorsunuz? Neden abone oluyorsunuz?,

“Biz ücretsiz yayınlarız”,

“Bu fiyata gerek yok, daha ucuza yaparız”

gibi söylemlerle meslek etiğine yakışmayan davranışlarda bulunmuştur.

Ben bu bölgede bu mesleği layıkıyla yapan ender insanlardan biriyim.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen sürekli basın kartına sahip birkaç kişiden biriyim. Normalde bu tür şeylere güler geçerim. Kimseyle uğraşmam.

Ama emek kutsaldır.

Ve birinin bu kişiye, hukukun ve mesleğin sınırlarını hatırlatması gerekmektedir.

Bu da gerekiyorsa, yasal yollardan olacaktır.

Kıssadan Hisse

Haramla beslenen kalemden hayır çıkmaz.

Kul hakkıyla büyüyen hiçbir iş uzun ömürlü olmaz.

Birinin emeğini çalan, aslında kendi alnındaki bereketi siler.

Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada, bize karşı açıkça düşmanlık besleyen, hırsının esiri olmuş ve ne yaptığını dahi fark edemeyecek noktaya savrulmuş bir zatla karşı karşıyayız.

Bu hâl; rekabet değil, ahlak çöküşüdür.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kul hakkı, Allah’ın affetmeyeceği günahlar arasındadır; ta ki hak sahibi helal edene kadar.”

Gazete çalmak da, haber çalmak da, emek çalmak da hırsızlıktır.

Adı değişmez, şekli değişmez.

“Rekabet” kisvesiyle yapılan bu işler, Allah katında da kul katında da karşılıksız kalmaz.

Unutulmasın;

Haramla yürüyen yol, eninde sonunda duvara çıkar.

Sabırla, alın teriyle yürüyenler ise geç de olsa hak ettiği yere varır.

Kalın sağlıcakla…