Değil mavi,
değil bulut,
değil yağmur,
ne yıldız
ne de güneş;
sadece bir kuş,
nedensiz bir duygunun armağanı.
Kargıların üzerinde kısa bir misafir,
sırtlanıp getirilen,
kent sokaklarında gezdirilen bir kaderdir.
Kanseri bol olan bu kentte
kuşlar neden ölür?
Her ağaç bir öykü anlatır sessizce,
ormanlar göğsümüzde açılmış bir hançer yarası.
Kanseri bol olan bu kentte
kuşlar neden ölür?
Kış azaldıkça bahar yaklaşır mı gerçekten?
Bir gövdeye tutunan yaprak bilge midir,
yoksa sadece düşmemeyi mi öğrenmiştir?
Dallar, bir ağacın aşkı mıdır
yoksa yalnızlığının çoğulu mu?
Kanseri bol olan bu kentte
kuşlar neden ölür?
Kentime haram ölüm biçme,
rüzgârdan öğrendiğim helal kelimelerim var.
Güneşle yoğurduğum ufkumu kirletme,
toprağıma bedel biçme;
acının rayici olmaz.
Kanseri bol olan bu kentte
kuşlar neden ölür?
Kentini sev,
sev ki aidiyetin hasadını kaldır.
Vicdanına iyi şeyler yaz,
ruhunu diri tut, tut ki,
belki bir kuş daha kanatlanır…