Bu ülkede insanlar uzun zamandır birbirini dinlemek yerine bakıyor. Bakıyor ve karar veriyor.
Bir başörtüsünden, bir pantolondan, bir etek boyundan hüküm çıkarıyor.
İnsanı tanımadan, hayatına dokunmadan, emeğini görmeden…
Oysa faşizm bazen büyük sloganlarla değil, küçük yargılarla başlar.
“Bu böyle giyinmez.”
“Şu çağdaş değil.”
“Bundan olmaz.”
Toplumu tekdüze bir kalıba sokma arzusu, en çok da gündelik hayatta kendini ele verir…
Benim annem de inek sağardı… Bir Anadolu kadınıydı…
Sabahın köründe uyanır, toprağın nabzını dinlerdi.
Yazları köy yoluna düşer, babasından kalan tarlayı ekip biçerdi.
Domatesin kokusunu, fasulyenin sabrını, patatesin sessizliğini bilirdi.
Üretirdi. Yetmezdi; paylaşırdı.
Konu komşuya, akrabaya, yoldan geçene…
Başında eşarbı her zaman vardı…
Ne bir iddia için, ne bir meydan okuma için. Hayat öyle öğretmişti ona.
Güneşten korunmak, terini silmek, alışkanlık, inanç…
Hepsi iç içe, sade ve gösterişsiz…
Bugün o eşarp üzerinden konuşanlar var.
Onu bir simgeye, bir cepheye, bir tartışma malzemesine dönüştürenler; Faşist kafalar her zaman oldu… Sahtelik, samimiyetsizlik ve bulanık zihin yapılarının nerede, ne zaman ortaya çıkacağı hiç belli olmaz…
Oysa annemin eşarbı bir ideoloji taşımıyordu:
Sadece emek taşıyordu…
Yorgunluk taşıyordu…
Bir ömrün sessiz direncini taşıyordu.
Kim nasıl isterse öyle giyinir.
Bu cümle uzatılacak bir cümle değildir.
Altı çizilecek, ama paranteze alınmayacak kadar nettir.
Özgürlük, başkasının hayatına karışmamaktan başlar…
Başı örtülü birinin tam üç dönem belediye başkanı seçilmiş olması son derece önemlidir. Demek ki halkta bir karşılığı var… Bu insanlara büyük sempati beslerim… Dikkat edilrse başa kapalı bir İlçe Orman Ve Tarım Müdürünü yazmıştım… O yazının da başlığı Toprağın Dilek’çesiydi…
Bu ülkede enerjimizi yanlış yerde harcadık.
İnsanların ne ürettiğine, nasıl yaşadığına değil; ne giydiğine baktık…
Oysa bir toplumun ahlakı elbiselerde değil, vicdanlarda ölçülür…
Annemin ellerini hatırlıyorum.
Nasır tutmuş, ama tertemiz…
Yüzünü hatırlıyorum.
Yorgun ama dimdik…
Ve şunu biliyorum:
Onun hayatı, bugün kürsülerden ahlak dersi verenlerin çoğundan daha öğreticiydi…
Benim annem de inek sağardı.
Başında eşarbı vardı.
Ama asıl örtüsü onuruydu.
Asıl ziyneti emeğiydi…
Zeynep Güneş Hanıma da sevgiyle…
Vesselam…