“Kendi Seramı Kurtarayım Derken Hep Birlikte Battık”

Kumluca’da bir günde metrekareye 115,8 kilogram yağış düştü.

Karşıyaka, Kum, Beykonak ve Mavikent mahallelerinde yaklaşık 5 bin dönüm sera sular altında kaldı.

Bu sel, sadece bir doğa olayı değildi.

Bu sel, doğanın bize dönüp attığı anlamlı bir tokattı.

Adrasan, Karaöz, Kumluca Günay Sahili…

Deniz, yıllardır içine attığımız ne varsa önümüze geri kustu.

Dereler tıkandı, sahiller doldu.

Sera atıkları, zirai ilaç bidonları, plastik kasalar… Saymakla bitmeyen bir çevre ayıbı.

Bir kere şunu kabul edelim:

Bu felaketin en büyük sorumlusu biziz.

Çiftçisiyle, yerel yönetimiyle, ilgili kurumlarıyla…

Hatta biz gazeteciler de yeterince yüksek sesle söyleyemediğimiz için bu tablonun içindeyiz.

Afetler olacak.

Ama bu kadar yıkıcı olmasının sebebi doğa değil, bizim açgözlülüğümüz.

Üleşik Deresi: Sorunun Adı da Çözümü de Belli

Karşıyaka, Kum, Beykonak ve Mavikent’te yaşanan tablonun ana sebebi Üleşik Deresi.

Sarıkavak dağ yamacından başlayıp;

Hastane bölgesi, Maraton Halı Saha, Kum Mahallesi içinden geçerek Akmaz’a ulaşan yaklaşık 3,5–4 kilometrelik bir hat.

Geçtiğimiz pazar günü bölgede bizzat incelemelerde bulundum.

AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun girişimleriyle, Türkiye’de sadece iki adet bulunan ve 2025’te alınan Amfibik Ekskavatör, Üleşik Deresi’ne indirildi ve temizlik yapıldı.

Ama gerçek şu:

Dere boyunca yer yer genişlik 3 metreye kadar düşmüş.

Derenin sıfır noktasına evler, seralar yapılmış.

Seralar arasında neredeyse nefes alacak boşluk yok.

İşin daha çarpıcı tarafı şu:

Bu yapıları yapanlar “gariban üretici” değil;

İlçenin önde gelen iş insanları, dereye sıfır evler inşa etmiş.

“DSİ Neden Önlem Almadı?” Demek Kolay

DSİ bu dereye 2025 Ekim ayında kepçe indirdi.

Belli bir noktaya kadar temizlik yapıldı.

Ancak dere dar olduğu için kepçe battı, ilerleyemedi.

Daha önemlisi şu:

DSİ, bu derenin ıslahı için girişimlerde bulundu.

Ama çözümün bir bedeli var.

Bu derenin bazı yerlerde 22 metreye kadar genişlemesi gerekiyor.

Bu da demek oluyor ki;

Dere boyunca bazı seralar ve yapılar yıkılacak, kamulaştırma yapılacak.

Muvafakatname imzalanacak, herkes taşın altına elini koyacak.

Ama iş bize dokunduğunda,

“Haklıyız” deyip bağırıyoruz,

“Olduğu gibi kalsın” istiyoruz.

Olmaz.

Böyle olmaz.

Sel Üzerinden Siyaset Yapanlar

Bir de bu felaket zamanlarında ortaya çıkanlar var.

Siyasi anlamda kendine gelecek hesapları yapanlar…

Vatandaşın yanındaymış gibi görünüp,

Muhtarın sırtını sıvazlayıp,

Kameraya oynayanlar…

Evet, gerçekten iyi niyetli, emeğe saygı duyan, sahada çalışan insanlar da var.

Bunu ayrı tutuyorum.

Ama bir kesim var ki;

Bu acıyı, bu zararı siyasi rant malzemesine çevirme derdinde.

Kimse çıkıp da net şekilde şunu söylemedi:

“Bu işin çözümü budur.”

Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az kişi dışında;

Herkes yuvarlak cümleler, anlamsız açıklamalar yaptı.

Şov yaptı.

Oysa çözüm belli:

Vatandaşın bazı şeylerden feragat etmesi ve derenin devlet eliyle büyütülmesine izin vermesi.

Başka yolu yok.

2025 yılında, Kaymakamımız Sayın Bahadır Güneş’in öncülüğünde, DSİ ve TEDAŞ’ın Kumluca genelinde yürüttüğü yatırımları yerinde incelemiştik. O gün yapılan bilgilendirmelerde; ilçede planlanan yaklaşık 10 milyar TL’lik taşkın koruma projeleri, dere ıslah çalışmaları ve gölet yatırımları anlatılmıştı. Şu ana kadar ise yaklaşık 2 milyar TL’lik kısmının hayata geçirildiği ifade edilmişti.

Ancak sahada gördüğümüz bir gerçek vardı ki; bazı bölgelerde projelerin önündeki en büyük engel yine bizdik. Kimi vatandaşlar, serasının içinden dere geçiyor diye, kimi de “evim zarar görür” endişesiyle DSİ projelerine muvafakat vermedi.

Oysa yıllardır örnek gösterilen yerler vardı. Akmaz Deresi’nde yaklaşık 20 yıldır seralara su basmıyordu. Salur’da da aynı şekilde.

Ne oldu?

Bu selde, o seralara da su girdi.

Demek ki mesele sadece “benim seram, benim evim” meselesi değilmiş.

Kendimize dokunmadığı sürece sessiz kalıyor, dokununca bağırıyoruz.

Oysa gerçek çok net: Aynı gemideyiz.

Bir taraf delik açınca, su hepimize doluyor.

Üretici Zaten Diken Üstündeydi

Çiftçi sezona umutla başlamıştı.

Havalar mevsim normallerinin üzerindeydi, fiyatlar düşüktü.

Tam fiyatlar toparlanmaya başlamışken bu afet yaşandı.

Üleşik Deresi neredeyse her yoğun yağışta taşıyor.

DSİ yatırım programında olmasına rağmen, öncelikli bölgeler hep sona kaldı.

Bedelini yine üretici ödedi.

Sel sonrası devletin tüm kademeleri, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları sahadaydı.

Bunu inkâr edemeyiz.

Ama yaşanan tablo bize bir kez daha şunu gösterdi:

Müdahale değil, önleyici tedbir hayat kurtarır.

Kıssadan Hisse

Yakın zamanda UMESKO Afetlerle Mücadele Çalıştayı’na katıldım.

Orada da açıkça söyledim:

12.12.2022’de büyük bir sel yaşadık.

Üzerinden üç yıl geçti.

Bazı önlemler alındı ama yeterli değil.

Kurumlar arası iletişim hâlâ zayıf.

Yağış günler öncesinden belli olmasına rağmen,

orman sahalarında yapılan kesimlerden kalan odunlar yol kenarında bekletiliyor.

Sel geldiğinde ne oluyor?

Dereler tıkanıyor.

Maalesef bu selde de aynı şeyleri yaşadık.

Ne çiftçi yeterince ders çıkardı,

ne de ilgili kurumlar gerekli kararlılığı tam anlamıyla ortaya koydu.

Temennim şudur:

Bu yaşananların gerçekten ders olması.

“Son oldu” dediğimiz felaketlerin, gerçekten son olması.

Ama bunun için önce aynaya bakmamız gerekiyor.

Kalın sağlıcakla…