Yağmur eskiden bereketti…

Toprağın alnına düşen her damla, sabrın ve umudun mührüydü. Şimdi ise gökten inen su, yerle buluşamadan betonun soğuk yüzünde savruluyor; şehir, kendi yaptığı duvarlara çarparak boğuluyor. Demek ki sorun gökyüzünde değil, yeryüzünde… Daha doğrusu, yeryüzünü hoyratça biçimlendiren akılda ve vicdanda…

Bir damla toprağa nüfuz edemiyorsa, orada yalnızca mühendislik hatası değil, ahlaki bir çöküş de vardır. Plansızlık, çarpık kentleşme, günü kurtaran kararlar ve sistematik ihmal; yağmuru felakete dönüştüren görünmez mimarlardır… Kentlerinde bir hafızası vardır… Bir plan ve programla yönetilir… Kısa, uzun ve orta vadeli planları vardır. Bir belediye sadce ve sadece günü kurtarmak için varlığını ortaya koyarsa; bu tür ihmaller normal kabul dilir… Oysa oğa kendi dilince uyarır; ama bu coğrafyada uyarılar ya geç duyulur ya da hiç ciddiye alınmaz…

Kumluca’da üç gündür yağan yağmur, yalnızca seraları değil, emeği, alın terini ve umudu da sürükleyip götürdü. Çiftçinin bir yıllık sabrı birkaç saatte sele teslim edildi. Toprağa düşmesi gereken bereket, asfaltın üzerinde bir öfkeye dönüştü…

Sormak gerekiyor: Bu yıkım gerçekten “doğal afet” mi, yoksa insanın doğaya açtığı bilinçsiz bir savaşın faturası mı?

Sorunları önceden görmek, bilimsel verilerle masaya yatırmak, uzun vadeli bir master plan üretmek zor değil. Zor olan, konfor alanını terk etmek, eleştiriye kulak vermek ve sorumluluk almaktır. Ne var ki eleştiri kültürü bu topraklarda çoğu zaman ya tehdit sayılır ya da gürültü olarak bastırılır. Uyarı yapan değil, susan makbul kabul edilir.

Kaptan köşkünü işgal edenler ise pusulasız bir gemiyi yönetmenin rahatlığı içindedir. Dalgalar büyürken seyirci kalmayı tercih ederler; gemi su almaya başlayınca kaderden söz ederler. Oysa kader, ihmalle karıştırılmayacak kadar ciddi bir kavramdır.

Felaket Yağmurları, başlığını bir kinaye olarak atıyorum… Felaket çok farklı yerlerde, kafalarda ve empati yapamayan vicdanlarda…

Doğa intikam almaz, yalnızca ihmalin hesabını keser. Betonun gölgesinde unuttuğumuz aklı, bilimi ve vicdanı yeniden hatırlamazsak; her yağmur biraz daha ağır bir sınava dönüşecektir. Ve biz, aynı hataları tekrar ederek şaşırmaya devam edeceğiz…

Vesselam…