Bu yıl 31.si yapılacak COP, 9- 20 Kasım günlerinde Antalya EXPO’da gerçekleşecek. Yaklaşık olarak yüz bin kişinin katılması beklenirken yüz 96 ülkeden de bilim insanları aktivistler ve gazeteciler Antalya’da olacak…

Küresel sistemin kırılganlıklarının arttığı, jeopolitik fay hatlarının derinleştiği bir dönemde iklim meselesi artık yalnızca çevresel bir başlık değil; aynı zamanda güvenlikten ekonomiye, itibardan diplomasiye kadar uzanan çok katmanlı bir alan haline gelmiş durumda. Tam da böyle bir eşikte Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği sürecini klasik bir zirve hazırlığının ötesine taşıyarak bir “itibar yönetimi” süreci olarak ele alması, yeni dönemin ruhunu doğru okuduğunu gösteriyor…

Ancak küresel iddialar, yalnızca büyük salonlarda kurulan cümlelerle değil; sahada üretilen somut modellerle anlam kazanır. İşte bu noktada Antalya’nın üretim gücüyle öne çıkan ilçelerinden Kumluca, Türkiye’nin iklim ile ilgili bakış açısını yerelle buluşturabilecek hassas bir odak olarak dikkat çekiyor… Yaşanılan sel felaketleri ve suyun kullanımı ve çölleşme ve betonlaşma ve giderek yeşil alanların azalması ve kimyasalların dengesiz kullanımı Kumluca için ciddi işaretlerdir…

Bugün dünya “gıda israfı” gibi çarpıcı bir gerçeklikle yüzleşiyor. Milyonlarca insan açlıkla mücadele ederken, üretilen gıdanın önemli bir kısmı daha sofraya ulaşmadan kaybediliyor. Bu tablo, iklim krizinin yalnızca karbon salımıyla değil, üretim ve tüketim alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor…

Kumluca gibi yoğun tarımsal üretim yapılan bir bölgede; geliştirilecek akıllı hasat sistemleri, hasat sonrası atıklar, gıda israfı ve sulama yöntemleri gibi sorunlara verilecek en somut yanıtlardan biri olabilir. Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler, Partiler ve Yerel yönetim kuruluşlar böylesi bir platformu kendi yerel sorunlarının çözümü ve farklı bir bakış açısıyla gündeme gelebilirler…

Ben bugüne kadar COP31’ üzerinde çalışan ve gündem oluşturan bir açıklama görmedim… “Kayıkcı kavgası” üzerinden çıkan yoz ve sığ tartışma, somut olayların üzerinde adeta dans ediyor… Kumluca’nın çok küçük bir gündemi var ve o alandan da dışarı hiç çıkmıyor…

Ayrıca Sıfır Atık yaklaşımı, Türkiye’nin son yıllarda inşa ettiği küresel söylemin en güçlü sacayaklarından biri... Bu yaklaşımın Kumluca’da bütüncül bir modele dönüştürülmesi, ilçeyi sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda sürdürülebilir yaşamın uygulama sahası haline getirebilir. Organik atıkların enerjiye dönüştürüldüğü, suyun verimli kullanıldığı, plastik kullanımının minimize edildiği bir üretim ekosistemi, sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir dönüşüm anlamına da gelecektir…

İklim değişikliğinin en sert etkilerinden biri olan su krizi düşünüldüğünde, Kumluca’nın bu alanda da bir pilot bölgeye dönüşmesi mümkündür. Bu doğrultuda geniş katılımlı bir toplantı yapılarak gündemi olan bir içerikle konular belirlenebilir, sorunlar dile getirilebilir…

Akıllı sulama sistemleri, yeraltı suyu izleme teknolojileri ve kuraklık erken uyarı mekanizmaları, yalnızca yerel üreticiyi korumakla kalmaz; aynı zamanda Türkiye’nin COP31’de ortaya koyacağı “uyum politikaları” için güçlü bir referans oluşturabilir…

Aslında mesele sadece teknik çözümler üretmek değil; bu çözümleri doğru bir anlatıya dönüştürebilmektir. Kumluca’da hayata geçirilecek bu olası çok katmanlı projeler, doğru bir stratejiyle uluslararası platformlarda sunulduğunda, Türkiye’nin “köprü ülke” rolünü sahada somutlaştıran bir başarı hikâyesine dönüşebilir. Bu da ülkemizin yalnızca kolaylaştırıcı değil, yön verici bir aktör olarak konumunu güçlendirir…

Kumluca, Türkiye’nin iklim diplomasisinde kurduğu büyük bakış açısının yereldeki karşılığı olabilir mi? Küresel söylem ile yerel uygulamanın kesiştiği bu model, yalnızca bir ilçe ölçeğinde başarı üretmekle kalmaz; aynı zamanda dünyaya şu mesajı verir: İklim meselesi, ancak sahada karşılığı olan çözümlerle yönetilebilir…

Böylelikle de Türkiye, COP31 ile ne söyleyecek değil; sahada neyi gösterecek? Eğer bu sorunun cevabı aranıyorsa, Kumluca gibi örnekler sadece bir seçenek değil, aynı zamanda güçlü bir başlangıçtır…

Düşünmeye ve hayat için değerli değil mi?

Vesselam…