Samed Behrengi- Füruğ Ferruhzad
SBF koridorlarında üç genç buluştuk. Her birimizin de siyasal duruşları var. 12 Eylül olduktan sonra bir yığın konuyu çeşitli arayışlarla anlatma biçimi üzerinde kafa yoruyoruz. Hukuktan Suat Çelebi, Ben ve Naim Kandemir… O sıralar ben tiyatroya başladım. Devlet Tiyatrolarında yardımcı oyuncu oldum. Okullarda oyun sahneye koydum. ODTÜ’de düzenlenen Amatör Tiyatro Şenliği’nde oyunlar oynadık… Hatta 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde benim yönettiğim bir oyun da sahneye koyuldu. O dönemler karanlık ve her an içeri alınabiliriz korkusuyla derslere de girmiyorduk lakin böylesi uğraşılarla kendimizi ifade etmeye çalışıyorduk… İşte o anda bir yayınevi kurma fikri gelişti. Adını da “Mayıs Yayınları” koyduk… Naim ilk şiir kitabını yayınladı… Sonrasında da İranlı bir şairin kitabını yayınladık…
İran şiiri ve edebiyatı böylelikle radarıma girmiş oldu… Samed Behrengi ve Füruğ Ferruhzad…
İran sanatına dışarıdan bakıldığında ilk hissedilen şey, açıklıktan çok derinliktir; doğrudanlıktan çok dolaylılık, netlikten çok çağrışımdır. Bu durum çoğu zaman “gizem” olarak adlandırılırdı…
Oysa bu gizem, yalnızca estetik bir tercih değil; tarihsel, kültürel ve siyasal koşulların şekillendirdiği bir anlatım biçimi olduğunu anlamaya, kavramaya başladım…
İran’da edebiyat, sinema, şiir ve müzik, çoğu zaman söylenemeyeni söylemenin yollarını arayan bir dil kuruyordu ve sembollerle, metaforlarla ve suskunluklarla örülüydü…
Bakın Füruğ Ferruhzad ne diyor:
“Bütün varlığım bir karanlık ayettir
Seni kendine tekrar edecek
Ve ebedî çiçeklenişine götürecek…”
Bir diğer şiirinde ise
“Kimse beni güneşe götürmeyecek
Serçelerin yuvasını kimse göstermeyecek”
Mutfak dolabımda da OT Dergisinin bir posteri asılı… Şiirlerinden birkaç daha örnek vermek isterim:
Kendi varlığımın/ sesi olayım istedim? Yazık ki kadındım…
Ellerimi bahçeye dikiyorum/ Yeşereceğim biliyorum…
Şiir, İran’da yalnızca bir edebi tür değil, bir düşünme biçimidir. Günlük hayatın içine sızmış, konuşmanın bir parçası haline gelmiştir. Modern şiirde bireysel yalnızlık, özgürlük arayışı ve varoluşsal sorgulamalar, güçlü imgelerle dile getirilir…
Samed Behrengi’nin küçük Kara Balık kitabı da buna benzer bir “GİZ” bahçesi bulunur… Görünürde çocuk kitabı olsa da, derin bir toplumsal eleştiri ve özgürlük arayışı taşır… Bu kitabı yetişkinlerin daha çok okuduğunu bilirim… Sizler de bu kitabı lütfen çocuklarınıza okutun… Hatta birlikte okuyun…
Kütüphanemde geniş bir Çocuk Kitapları vardır. Çocuğu ile gelen tüm çocuklara kitap hediye ederim… Behrengi’nin kitapları da en başta gelir…
Şimdi anlatabildim mi İran direnişinin perde arkasını…
Kültür ve Edebiyat ve Sanat olmadan Direniş de olmuyor…
Vesselam…