Pazar sabahı…
Saat 07.00.
Kumluca’da deniz seviyesindeyiz, yani sıfır rakımdayız.
Ama birkaç saat sonra 2 bin 600 rakımda, karla kaplı bir zirvede olacağımızdan henüz kimsenin haberi yok.
Çukur Offroad ekibiyle birlikte bu hafta rotamızı Kaş ilçesine bağlı Gömbe Subaşı Yaylasına çevirdik.
Bu yolculuk, sadece bir gezi değildi;
0 rakımdan başlayıp 2600 rakıma kadar uzanan, doğanın her yüzünü gösteren bir sınavdı adeta.
Gömbe Yaylası’nda toplandık.
Hava soğuktu ama heyecan sıcaktı.
Motorlar çalıştı, telsizler kontrol edildi, herkes parkurun ciddiyetinin farkındaydı.
Çünkü bu rota, affı olmayan parkurlardan oluşuyordu.
Subaşı Yaylası’na doğru tırmanış başladığında, asfalt çoktan geride kalmıştı.
Toprak, taş, çamur derken bir anda karla kaplı zemin çıktı karşımıza.
Rakım yükseldikçe kar kalınlaştı, yol daraldı, görüş mesafesi düştü.
Yer yer buzlanma vardı; direksiyon başında hata kabul etmeyen anlar yaşandı.
Zaman zaman araçlar patinaja kaldı.
Bir teker boşta, diğeri hayatta tutunmaya çalışıyordu.
İşte o anlar, offroad’un gerçek yüzüdür.
Nefesler tutulur, kalp hızlanır, adrenalin zirve yapar.
Ama kimse yalnız değildir;
bir el uzanır, bir halat atılır, bir araç diğerini çeker.
Çukur Offroad’un farkı da tam burada ortaya çıkar:
Dayanışma.
İkizgöller mevkiine ulaştığımızda artık rakım 2600’e dayanmıştı.
Kar ve buz öyle yoğundu ki doğa “buraya kadar” dedi.
Zorlamadık.
Çünkü gerçek offroad, doğaya meydan okumak değil;
onun sınırlarına saygı duymayı bilmektir.
Manzara nefes kesiciydi.
Beyaz örtü altında sessizliğe bürünen yayla, insana hem küçüklüğünü hem de şükrü hatırlatıyordu.
Ardından Subaşı Yaylası Çobanlar Mevkii…
Ateş yakıldı, karın ortasında sıcak bir mola verildi.
Paylaşılan yemek, edilen sohbet, içilen çay…
Soğuk havada hepsi ayrı bir anlam kazandı.
Moladan sonra bu kez dağ yamacında kısa ama bir o kadar da heyecan dolu sürüşler yapıldı.
Zorlu etaplar, dik inişler, kontrollü tırmanışlar…
Direksiyon başındaki her saniye, adrenalinle yoğruldu.
Saatler 16.30’u gösterdiğinde dönüş yoluna geçtik.
Hava kararmaya başlamıştı, buzlanma artıyordu.
Günü kazasız, belasız tamamlamanın huzuruyla aşağı indik.
Bu tür yolculuklar insana şunu hatırlatıyor:
Hayat konfor alanında değil,
zorlandığın yollarda öğretiyor kendini.
Bu güzel ve unutulmaz gün için;
Çukur Offroad Kulübü Başkanı Hamdi Çağlayan’a,
Aracında beni ve Murat Can Şavkar’ı misafir eden Şahin Kızılırmak’a
ve tüm Çukur Offroad ailesine gönülden teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız…
İyi ki bazı pazarlar,
alışveriş merkezlerinde değil,
2600 rakımda, karın ve adrenalinin içinde yaşanıyor.
Kıssadan hisse…
Düz yolda herkes şofördür.
Ama buzda, çamurda, yokuşta direksiyonu tutabilen belli olur.
Hayat da offroad gibidir;
en çok zorlandığın yerde kiminle yolda olduğunu anlarsın.
Ve unutma…
Zirveye çıkan yol her zaman asfalt değildir,
ama manzara, zahmete fazlasıyla değer.
Ve yeni yıla girerken…
2026’nın;
daha çok nefes aldığımız,
daha az yorulduğumuz,
daha çok birlikte gülebildiğimiz bir yıl olmasını diliyorum.
Zorlukların üstünden birlikte geçtiğimiz,
yolların çamur olsa da niyetlerin temiz kaldığı,
umudun hiçbir zaman kontağı kapatmadığı bir yıl olsun.
Tüm takipçilerimin, okuyucularımın ve bu topraklara gönül veren herkesin
yeni yılını yürekten kutluyorum.
Sağlıkla, huzurla, bereketle…
Kalın sağlıcakla…