Bir toplumun gücü yalnızca ekonomisiyle, ordusuyla ya da devlet kurumlarıyla ölçülmez. Asıl güç, insanların birbirine güvenebilmesinde, ortak sorunları birlikte çözebilmesinde ve kamusal hayata gönüllü olarak katılabilmesindedir. İşte bunun adı sivil toplumdur…

Ne var ki ülkemizde uzun yıllardır sivil toplum kavramı çoğu zaman kuşkuyla karşılanıyor. Dernekler, vakıflar, meslek örgütleri, çevre platformları ya da gönüllü girişimler bazen "rakip", bazen "tehdit", bazen de "gereksiz" olarak görülüyor. Oysa güçlü bir sivil toplum devlete karşı değil; toplumun yanında duran bir güçtür… Devletin tek yanlı aldığı kararları yerinden bir dengeye kavuşturur… Alınan kararlara yönelik olarak toplumun taleplerini dile getirir…

Sivil toplum karşıtlığı, aslında toplumun kendi kendini örgütleme yeteneğine duyulan güvensizliktir. Bu anlayış yaygınlaştığında insanlar yalnızlaşır. Her sorunun çözümünü devletten bekleyen, kendi mahallesine, okuluna, doğasına ve kültürel mirasına sahip çıkmayan bir toplum ortaya çıkar. Böyle bir ortamda yurttaşlık bilinci zayıflar; seyircilik güçlenir…

Sanki AHBAP DERNEĞİ üzerinden böylesi bir anlayış hâkim olmaya başlıyor… Bendeniz de bu konuyu köşeme taşımayı uygun buluyorum…

Demokrasiler yalnızca sandıkla ayakta durmaz. Seçim önemlidir ama seçimden seçime hatırlanan yurttaşlık eksik bir yurttaşlıktır. Asıl demokrasi, insanların her gün yaşadıkları çevreye sahip çıkmalarıyla güçlenir. Bir dernekte gönüllü olmak, bir kooperatif kurmak, kültürel mirası korumak, çevre mücadelesi vermek, çocukların eğitimi için dayanışma ağı oluşturmak ya da engellilerin haklarını savunmak... Bunların her biri demokrasinin gündelik hayatıdır…

Sivil toplum karşıtlığı yalnızca kurumları zayıflatmaz; toplumun vicdanını da yaralar. Çünkü dayanışma kültürü kayboldukça insanlar birbirinin acısına yabancılaşır... Yardımlaşmanın yerini kayıtsızlık, ortak aklın yerini kutuplaşma alır. Toplum, çözüm üreten bireylerden değil, yalnızca şikâyet eden kalabalıklardan oluşmaya başlar…

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yeni kurtarıcılar değildir. İhtiyacımız olan; sorumluluk alan, eleştirirken çözüm de öneren, hak ararken başkasının hakkını da gözeten yurttaşlardır. Güçlü sivil toplum tam da böyle insanların bir araya gelmesiyle oluşur…

Şimdi burada şöyle bir soru aklımıza gelebilir; Kumluca’da Sivil Toplum Kuruluşu var mı ve ne kadar görevini yerine getiriyor? Elbette “var” dediğinizi duyar gibiyim… Esnaf Odası, Kutso, Ziraat odaları, Sendikalar vs.

Bu kuruluşlar Kumluca’nın şehir yaşamına, kültürel dokusuna, eğitim yapısına, çevre sorunlarına ve yerel mutfağına ne kadar vakıf ve bunlara yönelik olarak bir açıklamasını duydunuz mu?

Ortak bir zeminde Kumluca’nın geleceği bir masaya yatırılır mı?

Üleşik Deresi üzerinden kopan fırtınayı düşününce Kumluca’nın ne kadar sığ bir gündemi olduğunun da altını çiziyoruz… Uleşik Deresi’nin üleşilemeyen sorunu ve giderilemeyen çaresi…

Dünya bambaşka bir noktaya doğru gidiyor zira ülkemiz de… Bu gelişmeleri takip edecek bir öngörü geleneğine şiddetle ihtiyaç var… Bu gerçeklikleri yerine getirecek bir platforma da şiddetle gereksinim duyuluyor…

Şu soru can alıcı bir sorudur: Kumluca’da SİVİL TOPLUM NE KADAR SİVİLDİR…

“Asıl ihtiyaç; kendi içinde demokratik, şeffaf ve hesap verebilir; devletten, siyasi partilerden ve sermayeden bağımsızlığını koruyabilen; toplumun farklı kesimleriyle ilişki kurabilen bir sivil toplum kültürü. Bunun için yeni bir devlet anlayışı kadar yeni bir yurttaşlık anlayışına da ihtiyacımız var.”

Unutulmamalıdır ki güvenilir devlet, demokratik siyaset ve güçlü sivil toplum birbirinin alternatifi değildir. Bunlar demokratik yaşamın birbirini tamamlayan üç temel direğidir. Direklerden biri yıkıldığında bina ayakta kalmaz. Devlet güçlenmez, siyaset güçlenmez; zayıflayan toplumun ortak hayatı olur…

Bir ülkenin geleceği yalnızca bütçesinde ya da kalkınma planlarında değil; insanların birbirine duyduğu güvende, birlikte hareket edebilme becerisinde ve ortak iyiyi savunma cesaretinde saklıdır. Sivil toplumdan korkan toplumlar, sonunda birbirinden korkan toplumlara dönüşür. Oysa güvenin örgütlendiği yerde demokrasi büyür, umut yeşerir ve gelecek ortaklaşa kurulur…

Vesselam…