Ramazan ayı geldiğinde şehirlerin sokaklarında başka bir hava dolaşır. Sofralar büyür, kapılar aralanır, insanlar birbirini hatırlamaya başlar. Çünkü Ramazan yalnızca aç kalmak değil; kalbin hatırlaması, vicdanın uyanmasıdır… Lakin bazen öyle sofralar kurulur ki, Ramazan’ın ruhu o sofraların kapısından içeri giremez… Kıyafet Balosu, Tak takıştır, Göster bütün elbiseni, Şıklık, Takılar da şıngır mıngır…

Bir belediye düşünün… İftar veriyor. Fakat o sofrada sel felaketini yaşayan yok…

Hortumda evini kaybeden yok…

Gün boyu çalışıp akşam evine ekmek götürme derdinde olan emekçi yok…

Yoksul yok, kırılgan yok, dezavantajlı yok…

Peki kimler var?

Protokol var.

Daire amirleri var.

Siyasi parti temsilcileri var.

STK yöneticileri var.

Meclis üyeleri var.

Muhtarlar var.

Basın mensupları var… Ayrıca vurgu yapılmış “Aileleriyle birlikte…” Mangal beyi tarafından…

Yani zaten sofraları dolu olanlar…

Burada da maskelerini elden düşürmemişler, resmi geçitten geçmişler… Böyle noktalarda basın asla PAS geçilmez çağırılır…

Kusura bakılmasın ama buna iftar demek mümkün değildir… Bir Ziyafettir…

Bu olsa olsa bir maskeli balodur…

Çünkü Ramazan sofrası güç sahiplerinin birbirine tebessüm ettiği bir davet değildir. Ramazan sofrası, gücün tevazuya dönüştüğü yerdir…

Tasavvuf geleneği bize çok basit bir hakikati öğretir:

“Tokun sofrası kalabalık olur, ama açın duası göğe daha çabuk ulaşır.”

İftarın anlamı da burada saklıdır. Bir lokmayı bölüşmek… Bir sofraya hiç davet edilmemiş olanı hatırlamak…

Şehrin görünmeyen insanlarını görünür kılmak…

Eğer bir şehirde kurulan iftar sofralarında yoksullar yoksa, felaket yaşayanlar yoksa, emeğiyle geçinen insanlar yoksa; o sofralar ne kadar kalabalık olursa olsun, Ramazan’ın bereketinden nasiplenmiş sayılmaz…

Çünkü Ramazan, gösteriş ayı değildir…

Ramazan, vicdan ayıdır…

İşte bu yüzden her iftar sofrası aslında bir imtihandır… Sofranın büyüklüğü değil, o sofraya kimlerin oturabildiği önemlidir…

Ve eğer bir sofrada sadece tuzu kurular varsa, orada kardeşlikten çok temsil vardır; merhametten çok protokol vardır…

Ramazan ise protokol değil, paylaşma ayıdır…

Maskelerle değil, hakikatle yaşanması gereken bir ay…

Ama ne yazık ki bazen şehirlerde kurulan sofralar, iftardan çok bir maskeli baloyu andırıyor.

Ramazan’ın ruhu ise o baloların kapısından içeri girmiyor…

Vesselam…