Son zamanlarda çevremize baktığımızda, sanki mutluluk sadece bireysel bir başarı hikayesiymiş gibi algılanmaya başladı. Oysa bu toprakların mayasında, başkasının yüzündeki tebessümle ferahlayan, komşusunun sevinciyle sofrasını şenlendiren bir ruh var. Bugün, kutuplaşmanın ve bireyselliğin ötesine geçip, "biz" olmanın getirdiği o kadim mutluluğa örnek olma vaktidir.
Bir milletin mutluluğu, sadece ekonomik göstergelerle veya istatistiklerle ölçülmez. Gerçek mutluluk; bir gencin yaşlı birine uzattığı elden, askıdaki ekmeğe bırakılan sessiz iyilikten, bir mahalle bakkalının veresiye defterini kapatan hayırseverin gizeminden beslenir. Bizler, "komşusu açken tok yatan bizden değildir" düsturuyla büyümüş, mutluluğu paylaştıkça çoğaltmayı genetik bir miras olarak devralmış bir toplumuz.
Mutluluğa örnek olmak için, devrim niteliğinde olaylara gerek yok. Günlük hayatın akışında sergilediğimiz dürüstlük, nezaket ve empati aslında toplumsal huzurun yapı taşlarıdır. Trafikte yol veren bir sürücü, sınavı kazanan öğrencisini kendi çocuğu gibi kutlayan bir öğretmen ya da sokaktaki can dostlarımızı unutmayan bir mahalle sakini... İşte bu küçük dokunuşlar, toplumsal bağlarımızı güçlendiren görünmez ipliklerdir.
GELECEĞE KALAN EN BÜYÜK MİRAS: UMUT
Mutlu bir toplumun en belirgin özelliği, birbirine güven duymasıdır. Birbirimizin başarısıyla gurur duyabildiğimiz, birimizin acısını hepimizin kederi sayabildiğimiz ölçüde bu millete ve dünyaya örnek olabiliriz. Karamsarlığın kolayca yayıldığı bu çağda, neşe ve umut en büyük direniştir. Bizler, zor zamanlarda birbirine kenetlenmeyi bilen bir millet olarak, huzuru da el birliğiyle inşa etmeliyiz.
Unutmayalım ki; mutluluk bulaşıcıdır. Siz birine gülümsediğinizde, o gülümseme dalga dalga tüm şehre yayılır. Bugün birine iyilik yapın, bir başarıyı içtenlikle alkışlayın veya sadece "nasılsın?" diye sorun. Bu milletin feraseti, nezaketi ve vicdanı; en karanlık günleri bile aydınlatacak kadar güçlüdür.
Gelin, bugün birbirimizin hayatına dokunarak o özlediğimiz "mutlu toplum" tablosunun bir parçası olalım. Çünkü biz, birlikte güldüğümüzde gerçekten güçlüyüz.