“Tarih tekerrürden ibarettir” Bu hepimizin bildiği klasik bir cümledir. Bu cümlenin doğruluğu İle ilgili,gelin öyle mi,değil mi?Geçmişe dönüp bakalım,yorumu sizlere bırakıyorum.

Sene 1923 .Cumhuriyet yeni kurulmuş .Balkan savaşları,Çanakkale,1.Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşından yeni çıkmış ve az olan eğitimli nüfusunu savaşlarda kaybetmiş,yorgun ve umutlu bir halk.Nüfusun yüzde 80'inden fazlası okuma yazma bilmiyor. 13 milyon nüfusun neredeyse yüzde 90'ı köylerde yaşıyor.

İnsanların ceplerinde beş kuruş olmadığı gibi,insanlar en sevdiklerini,eşlerini,yakınlarını savaşta kaybetmişler.

O yıllarda Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları;çoğunluğu köylerde yaşayan bu yorgun ama umutlu halk için;-bugün de yaşadığımız sorunları- ve çözümleri şu şekilde başlıklandırmışlar.

“Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca yayılmayı kolaylaştıracaktır”.


* Köylüden ağır vergileri kaldırmak.
* Köye para ve kredi sağlamak.
* Köylünün ürününü geliştirme ve koruma.
* Köylünün bilgi ve görüşünü yükseltmek.
* Toprağı olmayan çiftçilere toprak dağıtmak.(Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesinin “Atatürk ve Tarım”araştırma yazısının bilgileridir)

Burada can alıcı başlıklardan biri köylerin pratik edebileceği çalışmalar,köylünün bilgi ve görüşünü yükseltmek.

O tarihlerde Arazi çok idi ama işlenemiyordu.İlk yapılması gereken ,bir Zirai eğitimin verilmesi gerekiyordu.Çağdaş anlamda tarım eğitimi için Atatürk’ün direktifiyle Ankara Ziraat Yüksek Mektebi açılırken, 1930 yılında İstanbul, Bursa, İzmir ve Adana’da birer orta ziraat okulu açıldı.Köylülerimiz kuvvetlenmeye başladı.

Açılan enstitüler gerek kuruluşu gerekse akademik faaliyetiyle tam bir 'Tarım Üniversitesi' konumundaydı.

Savaş sonrası yıllarında bu genç Cumhuriyetin başardığı bu devrimleri ,o yoklukta yapılanları ,başka başarabilen olmadı.Rusya imparatorluğu bizim yaptığımızı yapamadığı için ihtilali yaşadı.Bu reformları çar rusyası beceremedi.Tarım yapan köylülerin daha fazla fakirleşmesi ve Zengin sınıfın daha zengin olması Rusya da 1917 Ekim devrimini başlattı.Örneğin o yıllarda Yeni Türkiye Cumhuriyetinde Toprak Mahsülleri Ofisinin kurulabilmesini küçümsememek lazım.

Günümüzde bile meslek lisesi memleket meselesi deyip,üniversite eğitiminin öncesinde çocuklarımıza nasıl daha iyi bir eğitim verebiliriz onun çabasındayız.

Nasılki 1930 yılında İstanbul,Bursa,İzmir ve Adana’da birer orta ziraat Okulu açılabildiyse şimdi de;Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi pratik ve uygulamaya yönelik dersler müfredata konulmalı.

İlkokuldan itibaren;Tarım ile geçimini sağlayan beldelerde,o bölgede yetişen ürünlerle ilgili sadece kitaptan değil,uygulamalı olarak dersler verilmeli.

Hollanda’daki Zirai liselerin öğrencileri;uygulama derslerini bir dönümün içerisinde 200-250 metrekarelik, farklı ürünlerin yetiştirildiği işte yeşillik, salatalık, çiçek, domates ve burada eğitim salonlarının olduğu, sınıfların olduğu yerlerde yapmaktadırlar.Burada 11,12 yaşındaki ortaokul öğrencileri Seracılık derslerini seraların içinde uygulayarak görüyorlar ve sera üretimine hazırlanıyorlar.Bizlerde 1930 larda başladığımız ,sürdüremediğimiz zirai ortaokulları eğitimine öncelik vermeliyiz.

Aynı şekilde kendi sektörümden size örnek vermek isterim.Modern Sera projeleri yapan firmalar ve bu seraların donanımlarını satan firmalar;Modern bir sera inşaat projesinin statik ve dinamik hesabını yapabilen kişiler bir elin parmaklarını geçmez.Yapılarda bu hesapları yapabilen çok değerli Mimar ve mühendislerimiz var ama sera inşaatlarında aynı yetkinliği ve başarıyı göremiyoruz.Genç Mimar ve mühendis adaylarına önerim tarım yapıları konusunu takip edip ,ihtiyaç ve eksiklik olan bu konuda kendini yetiştirsinler.

Yurt içinde ,eğitimde gerekenleri yaptığımızda hem kendi ülkemizi kalkındırmaya başlayacağız hem de yurtdışı işlerimizi de sürekli hale getirebileceğiz.Yine Modern seracılık sektöründen bir tespitte bulunmak isterim.Yurt dışına gittiğimiz zaman, yabancı sera firmaları hem seralarını getiriyorlar hem de aynı zamanda diyorlar ki, biz size iki yıl üç yıl danışmanlık hizmeti verelim diyorlar. Biz sizin sebzenizi yetiştirelim diyorlar, destek verelim bu anlamda diyorlar. Bizim tarım danışmanları yetiştirmemiz gerekiyor.Bu alanda çok değerli tarım danışmanlarımız var ama sayısı çok az.Az öncede belirttiğim gibi orta eğitimden başlayarak bu gençlerimizi yetiştirmeliyiz.Tarım Bakanlığı bünyesinde var olan bazı sera tesisleri var. Üniversiteler ile işbirliği yapılarak bu seralarda tarım danışmanları yetiştirme noktasında çalışmalar acil başlatılmalı.Çünkü bir ülkeye Türk bir tarım danışmanı gittiği zaman bir sonraki yatırım da Türkiye’den oluyor, Hollanda’dan giderse bir sonraki Hollanda firmasının bir serası oluyor.

Tarih tekerrürden ibaret .Evet bu göreceli bir kavram olabilir.Ama Geçmişte yapılanları ve tecrübeleri hafife almamalı.Son yüzyılda tarımdaki sorunlar ve yapılması gerekenler pek değişmemiş.Bu zirai ve tarım ortaokullarını aktif hale getirebilirsek,Cumhuriyetin ilk yıllarındaki enerjiyi ve umudu yakalayabiliriz.Çiftçi çocuklukları ben büyüyünce çiftçi olacağım diyene kadar hepimiz bunun mücadelesini vermeliyiz.

Barış AYDOĞDU