7 Kasım’daki seçim, yalnızca bir yönetim değişikliği değil; Batı Antalya’nın önümüzdeki dört yıllık ekonomik geleceğine yön verecek bir tercih olmalı!

KUTSO seçimi, yalnızca bir oda başkanının veya yönetim kadrosunun belirlenmesinden ibaret değildir. Kumluca’dan Finike’ye, Demre’den Kaş’a uzanan geniş bir coğrafyanın ekonomik geleceğini, ticari vizyonunu ve temsil gücünü ilgilendiren önemli bir tercihtir.

7 Kasım 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek seçimlerde oda üyeleri, meslek komiteleri ve meclis için sandık başına gidecek. Turuncu Liste ile mevcut Başkan Fahri Özen, Mavi Liste ile Turgut Acar yarışa hazırlanıyor.

Şimdi asıl soruyu sormanın zamanı:

Bu yarışın merkezinde makam mı var, hizmet mi? Kişisel hesaplar mı, bölgenin ekonomik geleceği mi?

KUTSO bir makam değil, bölgenin ortak ekonomik gücüdür!

Öncelikle KUTSO’nun temsil ettiği ekonomik büyüklüğün farkında olmak gerekiyor.

KUTSO’nun resmî bilgi merkezinde yayımlanan 2025 yılı istatistiklerine göre odanın 6 bin 280 aktif üyesi bulunuyor. Aynı yıl 18 bin 299 adet onaylanmış ihracat belgesi ve iş makinesi tescil işlemi gerçekleştirilmiş.

Bu rakamlar, KUTSO’nun yalnızca rutin evrak işlemleri yapan bir kurum olmadığını; bölge ekonomisinin önemli bir parçası olduğunu gösteriyor.

Üstelik bu dört ilçenin ekonomik yapısı birbirinden farklı, fakat birbirini tamamlayan özelliklere sahip.

Kumluca ve Finike’de tarım ve örtü altı üretim, Demre’de tarım ve turizm, Kaş’ta ise turizm, konaklama, hizmet ve ticaret önemli bir ekonomik ağırlık taşıyor.

Böylesine geniş bir ekonomik yapıyı temsil eden kurumun yönetimi, dar çevre hesaplarına veya kişisel beklentilere sıkıştırılamaz.

KUTSO’nun gücü, yalnızca kaç üyesi olduğuyla değil, o üyelerin sorunlarına ne ölçüde çözüm üretebildiğiyle ölçülmelidir.

Seçim kazanmak başka, bölgeye değer kazandırmak başka!

Seçim dönemlerinde verilen sözler, açıklanan projeler, düzenlenen toplantılar ve yapılan üye ziyaretleri elbette demokratik yarışın doğal parçalarıdır.

Ancak bir odanın başarısı, seçim dönemindeki kalabalıklarla veya verilen vaatlerin çokluğuyla ölçülmez.

Önemli olan, seçim sonrasında o vaatlerin hangilerinin hayata geçirileceğidir.

Mevcut Başkan Fahri Özen, 27 Ekim’de gerçekleştirdiği toplantıda son dört yıllık çalışmaları ve yeni dönem hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Oda binasına güneş enerjisi sistemi kurulması, K yetki belgesi işlemlerinin bölgeden yapılabilmesi, Kaş Kınık’taki irtibat ofisi, tahkim ve arabuluculuk merkezi ile uluslararası fuarlara katılım, açıklanan çalışmalar arasında yer aldı.

Yeni dönemde ise tarım, turizm, sanayi, ihracat ve dijitalleşme başlıklarına ağırlık verileceği belirtildi.

Diğer taraftan seçim yarışındaki Turgut Acar’ın da oda yönetimi ve meclis deneyimi bulunuyor. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte ortaya konulacak alternatif yönetim anlayışının ve projelerin de aynı açıklıkla değerlendirilmesi gerekiyor.

Burada yapılması gereken, bir tarafın söylediklerini peşinen doğru, diğer tarafın söylediklerini peşinen yanlış kabul etmek değildir.

Her iki ekibe de aynı sorular sorulmalıdır:

Hangi projeyi, hangi kaynakla, hangi takvim içerisinde gerçekleştireceksiniz?

Üyenin ticaretine ne katacaksınız?

Bölgenin ekonomik sorunlarının çözümünde nasıl bir rol üstleneceksiniz?

İşte seçim yarışının gerçek ölçüsü budur.

Kumluca’nın üretimi, Finike’nin potansiyeli, Demre’nin ve Kaş’ın geleceği!

Batı Antalya’nın ekonomik geleceği konuşulurken tarımı ve turizmi birbirinden bağımsız değerlendirmek büyük eksiklik olur.

Kumluca’da seracılık yalnızca bir üretim faaliyeti değil, binlerce ailenin geçim kaynağıdır.

23 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan bir üretici haberinde, Kumluca’da 25 bin metrekarelik alanda biber üreten bir işletmenin ürünlerinin yaklaşık yüzde 80’ini ihraç etmeyi hedeflediği aktarılıyordu. Aynı haberde üreticinin, bin metrekarelik alanda yaklaşık 500 bin lira ciroya ulaşmadan üretim maliyetlerini karşılamakta zorlandığı yönündeki değerlendirmesi dikkat çekiciydi.

Bu tek bir üreticinin deneyimidir; ancak üretim maliyetlerinin, ihracatın ve pazarlamanın neden birlikte ele alınması gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.

KUTSO’nun burada üstlenebileceği rol büyüktür.

Üreticinin gübre, fide, enerji, işçilik ve nakliye maliyetleri karşısında rekabet gücünü artıracak çalışmalar yapılmalı; ihracatçıların yeni pazarlara erişimi kolaylaştırılmalı; ürünlerin markalaşması ve katma değer kazanması desteklenmelidir.

Finike’nin narenciye potansiyeli, Demre’nin tarımsal üretimi ve turizm değerleri, Kaş’ın uluslararası turizm gücü de bu ortak ekonomik vizyonun bir parçası olmalıdır.

Özellikle tarım ile turizmin birbirini destekleyeceği modeller geliştirilmelidir.

Bölgeye gelen turistin yerel üreticiden alışveriş yapması, yöresel ürünlerin tanıtılması, gastronomi turizminin geliştirilmesi ve üreticinin turizm ekonomisinden daha fazla pay alması sağlanabilir.

Bunun için yalnızca konuşmak değil, kurumlar arasında güçlü iş birliği kurmak gerekir.

OSB vaatleri ve büyük projeler: Söz değil, takvim istiyoruz!

KUTSO seçimlerinde üzerinde durulması gereken önemli başlıklardan biri de organize sanayi bölgesi ve tarıma dayalı sanayi yatırımlarıdır.

Kumluca Organize Sanayi Bölgesi ve Sera İhtisas OSB gibi projeler, yıllardır bölgenin ekonomik geleceği açısından önemli beklentiler oluşturuyor.

Ancak artık bu projelerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlatılan başlıklar olmaktan çıkarılması gerekiyor.

Arazisi nerede olacak? Finansmanı nasıl sağlanacak? Hangi kurumlarla hangi aşamada görüşmeler yürütülüyor? Altyapı, yatırımcı ve istihdam planlaması nasıl yapılacak?

Üyeler bu soruların cevaplarını bilmek istiyor.

Çünkü bölge ekonomisine katkı sağlayacak her büyük proje değerlidir; fakat uygulanabilirliği ortaya konulmayan vaatler, zamanla güven kaybına neden olur.

KUTSO’nun görevi, ilgili kurumlarla görüşmeler yapmak, yatırımcıyı bir araya getirmek, bürokratik engellerin aşılması için girişimde bulunmak ve sürecin takipçisi olmaktır.

Başarı, bir projenin adını duyurmak değil, hayata geçirilmesine katkı sunmaktır.

Üye ziyaretleri fotoğraf için mi, sorunları dinlemek için mi?

Bir başka önemli konu da oda ile üyeler arasındaki iletişimdir.

Seçim dönemlerinde üyelerin kapısını çalmak, elini sıkmak, hatırını sormak elbette kıymetlidir. Ancak üyeyle kurulan ilişkinin seçim sonrasında da devam etmesi gerekir.

Üyenin derdini yalnızca seçim yaklaşınca dinleyen değil, dört yıl boyunca yanında olan bir oda anlayışına ihtiyaç var.

Bir esnafın finansmana erişim sorunu, bir ihracatçının gümrük işlemleri, bir üreticinin pazarlama sıkıntısı, bir turizm işletmesinin mevzuat sorunu oda gündeminde yer bulabilmelidir.

Üstelik bu iletişim yalnızca merkezdeki üyelerle sınırlı kalmamalı; Finike, Demre ve Kaş’taki üyeler de kendilerini KUTSO’nun eşit ve güçlü bir parçası olarak hissetmelidir.

Üyeyi dinlemek başka, üyeye çözüm üretmek başkadır.

Önemli olan ziyaret sayısı değil, ziyaretlerin ve görüşmelerin sonunda ortaya çıkan sonuçtur.

Mayış ve kayış hesabı değil, hizmet ve eser hesabı!

İşte yazının başındaki sözün asıl anlamı burada yatıyor.

Oda yönetiminde görev almak, bir unvan sahibi olmak, temsil imkânı elde etmek elbette önemli sorumluluklar getirir.

Ancak hiçbir makam, kişisel ikbalin veya nüfuz arayışının aracı hâline getirilmemelidir.

Oda yönetimine talip olanlar, öncelikle kendilerine şu soruyu sormalıdır:

Ben bu göreve ne kazanmak için talibim, bölgeye ne kazandırmak için?

Çünkü KUTSO’nun imkânları kişilerin değil, üyelerin ortak değeridir.

Yönetimde görev almak isteyenler, yalnızca kendi çevrelerinin değil, farklı sektörlerin ve dört ilçenin tamamının beklentilerini dikkate almalıdır.

İyi bir yönetim, kendisine yakın olanları değil, bütün üyeleri temsil edebilendir.

Eleştiriyi düşmanlık olarak görmeyen, hesap verebilen, ortak akla değer veren ve görev paylaşımını esas alan bir yönetim anlayışı kurumsal gelişimin temelidir.

Son söz: Sandıktan slogan değil, somut vizyon çıkmalı!

7 Kasım’da KUTSO üyeleri yalnızca bir listeye oy vermeyecek; aynı zamanda önümüzdeki dört yılın çalışma anlayışı ve temsil kadroları konusunda tercihte bulunacak.

Bu nedenle üyelerin kişisel yakınlıklardan, dostluklardan, kırgınlıklardan ve seçim heyecanından önce projelere bakması gerekiyor.

Adayların geçmişte ne yaptıkları kadar, bundan sonra ne yapacaklarını da sorgulamak gerekiyor.

Kim daha çok fotoğraf verdi, kim daha kalabalık toplantı yaptı, kim daha çok vaat sıraladı sorularından önce şu sorular sorulmalı:

Kim bölgenin ekonomik sorunlarını daha iyi analiz ediyor?

Kim uygulanabilir projeler ortaya koyuyor?

Kim tarımın, turizmin, ticaretin ve sanayinin ortak geleceğini planlıyor?

Kim Kumluca’dan Kaş’a kadar bütün üyelerin sesi olabilecek bir yönetim anlayışı ortaya koyuyor?

Ve en önemlisi, kim verdiği sözün hesabını vermeye hazır?

Unutulmamalıdır ki seçim kazanmak bir zaferdir; fakat asıl mesele o zaferin sorumluluğunu taşıyabilmektir.

Zafer sandıkta kazanılır, sefer ise dört yıl boyunca verilen hizmetle anlam kazanır.

KUTSO’nun ihtiyacı koltuk hesabı yapanlar değil, Batı Antalya’nın geleceğine kafa yoranlardır.

Çünkü bu oda birkaç kişinin değil, binlerce üyenin ortak çatısıdır.

Mayış ve kayış hesabıyla oda yönetilmez. Makamın değil, memleketin; şahsi menfaatin değil, ortak geleceğin hesabını yapanlar bu sorumluluğu üstlenmelidir.

Sandıktan slogan değil, somut vizyon; kişisel hesap değil, ortak akıl; vaat değil, eser çıkmalıdır.

KUTSO’nun kazananı kim olursa olsun, asıl kazanan Kumluca, Finike, Demre ve Kaş olmalıdır.