Yıl 2019… Yer Elmalı…

Konuşmacı Prof. Dr. İlber Ortaylı…

Konu: Ehl-i Beyt…

Siyasal günlerinden sonra hocamı ilk kez Elmalı’da görmüştüm. Salona biraz gecikmeli girmişti ama Elmalı, Elmalı olalı bir tarihçiyi belki de ilk kez böylesine büyük bir kalabalıkla karşılıyordu. Kimin elinde hocanın kitabı varsa getirmişti; o da hiçbirini geri çevirmeden hepsini imzalamıştı.

Kürsüye çıktığında salonda derin bir sessizlik hâkimdi. İlk sözü hafızama kazınmıştı:

“Anadolu Evliyaları Bu toprakların ortak mayasıdır…”

“Bu toprakların Hazreti ve Ümmi gibi maneviyat kokan bu değerler, tarihi hafızaları oluşturur…”

Hocayla konuşmak, soru sormak her zaman küçük sürprizlere hazırlıklı olmak demekti. Bazen bir kahkaha patlatır, bazen de hiç bilinmeyen yönleriyle insanı bambaşka bir tarih yolculuğuna çıkarırdı…

Yemesini içmesini bilir ama üstüne başına pek aldırmazdı; içimizden biri gibi olmayı severdi. Ele aldığı konuların sınırı yoktu. Bir ressamın tablosunu hiç düşünülmeyen yönleriyle anlatır, kimi zaman da magazin dünyasını ince bir ironiyle ti’ye alırdı…

Düşüncesiyle, bilgisiyle ve zarafetiyle hatırlayacağımız bir hocamız vardı. Bir coğrafyacı, bir tarihçi, bir edebiyatçı, bir yazar… Giydiği elbiseden önce hep bunlar gelirdi. Metinler arası okumalar yapan, disiplinler arası düşünen bir ilim insanıydı... Bu dünyanın tüm toplumlarına bir Tarih Bilinci yerleştiriyordu…

O gün kendisine Güneşli Diyarlar Elmalı dergilerinden bir takım hazırlayıp hediye etmiştim. Verilen plaketin paketine de koymuştum… Arkadaşımız Mehmet Yapıcı ise bu olup biteni hayretlerle dinleyip programı takip ediyordu…

Sempozyumun kapanışında yaptığı konuşmada şu sözleri söylemişti:

“Anadolu Evliyaları Bu Toprakların Ortak Mirasıdır”

“Bu topraklar, manevi gönül insanlarının izlerini taşımaktadır. Muhammed’in soyundan gelen Ehl-i Beyt mensuplarının burada yaşamış olması, bu coğrafyaya ayrı bir anlam ve derinlik kazandırmıştır. Nasıl bir coğrafyada yaşadığımızı çok iyi bilmeliyiz. Bu topraklar, dalga dalga yayılan bir maneviyatın izlerini taşımaktadır. Arzumuz; bu sevgi, irfan ve maneviyatın bizlere de sirayet etmesidir. Elmalı’nın derin ve serin rüzgârlarıyla gönüllerimizin buluşmasını, bu manevi havanın hem katılımcılara hem de Elmalılara çok şey kattığını düşünüyorum.”

“Böylesi toplantıların kış ya da ilkbahar aylarında yapılması gerekir. Çünkü amacımız, bu gelenekleri gelecek kuşaklara aktarmaktır. Gençlerin mutlaka bu etkinlikleri izlemesi gerekir. Okullar kapandıktan sonra buralar daha çok turistik bir noktaya dönüşüyor. Oysa okullar açıkken üniversite öğrencilerinin bu toplantılara katılması çok daha faydalı olur…

Bu topraklar son derece önemli bir tarihi ve kültürel birikime sahiptir. Pisidia, Pamfilya ve Likya gibi farklı kültürlerin izlerini taşıyan bu coğrafya, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde büyük rol oynayan evliyalar sayesinde güçlü bir manevi kimlik kazanmıştır…

Toplumları ayakta tutan bazı temel unsurlar vardır. Bu noktada Ehl-i Beyt sevgisi son derece kıymetlidir. İslam tarihi açısından bakıldığında, Hazret ve Ümmi gibi kavramlar önemli bir tarihi hafızayı temsil eder. Aynı zamanda bu gelenek, güçlü bir söz ve edebiyat kültürünü de içinde barındırır. Evliyalar, sözlü ve yazılı edebiyatı büyük ölçüde kullanmışlardır. Örneğin Mesnevi, dönemin düşünce ve dil dünyasını anlamamız açısından önemli bir eserdir.”

Programın ardından kardeşim Koray Koç hocayı Elmalı’dan alıp Kaz Dağları’nın eteklerine kadar götürmüştü. Bir dağdan başka bir tarihsel dağa, İda’nın eteklerine uzanan bir yolculuktu bu…

Bugün ise yıldızlara yakışır bir veda ile uğurluyoruz hocamızı…

Ruhu şad olsun…

Vesselam…