Sağlık nedenlerimle bir ayı geçkin bir süredir sizlerle buluşamadık. Bundan sonra inşallah elimden geldiğince ve sıhhatim elverdiğince yazmaya çalışacağım.

İlçemiz de çok çeşitli Yörük boyları olup bunların nereden geldiğini bilme durumumuz yoktur. Bu konuda yapılmış bir araştırmada yoktur. Sadece bazı ailelerin soyadlarına baktığımızda hangi Yörük boylarından olduğunu bilebiliyoruz. (Örneğin; Karakoyunlular, Töngüçlüler gibi.) böyle bir bilgiye sahip olmadığımız için de bu yazımızda sizlere Yörükler ile ilgili gördüklerimi ve Bildiklerimi Anlatmaya çalışacağım.

İlçemiz de Yörük lük kavramı tamamı ile yanlış anlaşılmaktadır. İlçemizin çok büyük bir çoğunluğu Yörük kökenli olmakla birlikte Yörüklüğü kabul etmemektedirler bunun da nedenlerinin başında gelen en büyük neden bu yöreye yerleşen Yörük ailelerinin yerleşme sırasına göre birbirlerine ayrı tabir kullanmalarındandır.

Şöyle ki;

Yörükler Yurdumuza gelirken iki tip barınma durumları vardı bunlardan birisi alacık, diğeri ise Kara Çadır.

Yöremize gelen ilk Yörükler alacıklı Yörükler dir. Yani kısa bir şekilde tabir edersek yerleşik düzene geçen ilk Yörükler dir. Kara Çadırlı Yörükler ise daha sonradan gelip yöremize yerleşmişler ve yerleşik düzene geçmişlerdir biz yani alacaklılar çadırlı Yörüklere Yörük diye tabir etmişiz onun için de yöremizde Yörükler diye ayrı bir grup konuşmuş duruma gelmiştir. Hâlbuki önceden yerleşik düzene Geçenlerde Yörük tür. Ben yukarıda biz alacıklılar diye tabir ettim. Bunun nedeni ise benim de doğum yerim alacaktır Ben alacık da doğmuşum. Daha sonradan Akdeniz Evleri diye tabir ettiğimiz altı ahır üstü Ev olan bir ev yaptırmış babam ve oraya taşınmışız.

Yörüklerde yaşam

Yörükler umumiyetle hayvancılıkla geçirirlerdi. Onun için de yaylacılık kültürü Yörüklerin vazgeçilmez yaşam tarzlarından birisidir. Kışları Daha ılık olan sahil kesimlerinde yazları ise Toros Dağları'nın zirvelerinde geçirirlerdi. bu yaylacılık kültürü ekonomik olduğu kadar sayfiye yaylacılığı olarak da kullanılırdı bu durumu da şöyle açıklayabiliriz.

1- Ekonomik yaylacılık; Yörüklerin en büyük geçimleri hayvancılık olduğunu söylemiştik onun için de yaz aylarında sahilde hayvanlara yiyecek bulmak biraz daha zor olurdu çünkü hayvanların yiyeceği otlar yaz aylarında kururdu onun için de yaz aylarında hayvan yiyeceğinin daha bol olduğu yaylalara gidilirdi orada da yörüğün en büyük ekonomik kaynağı olan hayvanların yaşaması daha kolay olurdu.

2- Sayfiye yaylacılığı; Tabii ekonomik yaylacılık ve birlikte sayfiye yaylacılığı da aynı şekilde düşünülebilir . Neden insanlar yaz aylarında sahildeki sıcak havalarda yaşamlarını zor sürdürdükleri için serin yaylalara giderler bu durumda da hem insanlar hem hayvanlar sahildeki sıcaklardan Kurtulmuş olurlar. hatta Bahar aylarının sonlarına doğru hayvanları sahilde tutmak biraz zor olur Çünkü Yayla Zamanı gelince hayvanlar kendiliğinden yaylaya gitmek üzere yola koyulurlar da, onun için de o zaman gelmeden önce Yayla hazırlıkları yapılır ve hayvanlar kendiliğinden yola düşmeden Yayla göçleri başlardı.

Yayla hazırlıkları; insanlar yaylaya gitmeden önce Yaz Boyu yaylada kullanacakları eşyaları ve yiyecek maddelerini önceden hazırlarlar. Göç günü geldiği zaman da bu malzemeler hayvanlara yüklenilmek suretiyle Yayla göçü başlar. Burada Aile arasında bir görev taksimatı yapılır.

Bu görev taksimatı Şöyle olur;

Göçü götürecek hayvanları Katar şeklinde alıp götüren bir grup bir de diğer hayvanları yani keçi koyun inek gibi hayvanları götüren 1 ayrı Gurup oluşur. Burada da aile bireyleri çok kalabalık olan aileler hep rahat ve güçlü hareket ederler. Aile bireyleri az olan aileler dede birbirlerine yardımlaşma yaparak Yayla göçleri yapılır.

Yayla göçleri yukarıda anlattığımız hazırlıkları yapıldıktan sonra sabahın erken saatinde yola koyulur. Yaylaya çıkıncaya kadar birkaç yerde mola verilir bu molalar mutlaka su olan yerlerde ve hayvanların otlatılabileceği yerlerde olur. Bazı yaylalara giderken 3 gece 4 gündüz gibi zaman harcanmasına rağmen Bu rakamlar yerin uzaklığına göre daha çok çoğalabilir. Yayla göçlerinde bebekler hariç bütün aile fertlerinin bir görevi vardır herkes işin ucunda bir müddet tutar.

Yayla yaşamında da aile arasında tam bir görev taksimatı vardır. Keçileri ve koyunları otlatmaya götüren bir ekip olduğu gibi, Oğlak ve kuzuları da otlatan ayrı bir gurup vardır. Oğlak ve kuzu otlatma işi umumiyetle çocuklara düşer. Tabii bunun yanında İnekler, atlar, eşekler ve develerinde bakım ve otlatma işlemleri ayrıca bir iş koludur.

Sezon sonunda havalar soğumaya başladı mı tekrar sahile doğru göç başlar.

Yaylalarda yaşam ve yaylacılık ile ilgili daha detaylı bilgileri içeren çalışmam devam etmekte olup; yeni bir kitap halinde inşallah gelecek neslin hizmetine sunacağım. Tabii Allah’ım bana sıhhat ve ömür verirse.

Yazımı Oğlum Barış Eken’in Benim köyüm olan Karacaören köyü için yazdığı bestelediği “BİZİM KÖY” isimli şiirin iki kıtası ve Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder, büyük Yörük Mustafa Kemal Atatürk’ün Yöremiz Yörükleri için söylediği bir sözle bitirmek istiyorum.

Likyadan bizansa uzanan mazisiyle

Osmanlıdan Cumhuriyete Yörükleriyle

Kormos, akahaliasos ve idebesos kentleriyle

Tarihin koktuğu yerdir bizim köy.

Alakır Kırkpınar yayla yolunda

Memleket kokuyor ardıçlarında

Karaçadır kurulur Beydağların da

Yörüğün yerleştiği yerdir bizim köy

Barış Eken

Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz

ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.

Mustafa Kemal Atatürk

HOŞCA KALIN, DOSTÇA KALIN, SAĞLIK, MUTLULUK VE YÖRÜKLE KALIN…