“Şehr-i Ramazan denmesi, onun şöhretindendir. Şehr, kılıcı kınından çekmek ve sağa sola savurmak ve parlaklığını göstermek mânâsına gelir.”

Abdülkâdir Geylânî Onbir ayın sultanı Ramazan’ın tasvirini bir cümle ile çok güzel özetlemiş Abdülkadir Geylani Hz. İnsanoğlunun payına düşende bu ayda; Ramazan’ın parlaklığı önünde kendi nefsini köreltmek, kendi nefsine de bir kılıç darbesi vurabilmek olmalı.

Bu ayda Nefsimiz bizi bol seçenekleri ve renkli rafları ile büyük süpermarketlere götürecektir mutlaka. Kaldı ki bu raflardaki ürünler diğer rakiplerine göre ucuz olabiliyor. Vatandaşa özel markalı ürünlerle, indirim Marketleri sunan bir hizmete de saygı göstermek lazım.

Vatandaş pahalılıkta soluk alacak bir yer arıyor. Ve de bölgenin insanlarına istihdam da sağlıyorlar. Bu süpermarketlere saygı duymak ile birlikte, bu yardımlaşma ve dayanışma ayında benim görüşüme göre öncelikle komşularımızdan ve yöremizdeki küçük esnaflardan alışverişe öncelik vermeliyiz.

-Örneğin yardım paketlerimizi, yerel esnaf ve bakkallarımızdan alarak dayanışmayı başlatabiliriz.

-Üretici, tüketici dayanışması kendi aralarında gıda grupları kurularak yapılabilinir. Cep telefonu uygulamaları ile uluslarası şirketlere sipariş vermek yerine,

küçük çiftçilerden oluşan gıda (tüketici ve köy grupları)WhatsApp gruplarından alışveriş yapılabilinir.

-Üretici pazarları, yeni nesil gıda kooperatifleri ve kadın kooperatifleri alışveriş ve dayanışma için unutulmamalı.

-Ramazan ve Kurban bayramları öncesinde, toroslarda göçebe hayvancılık yaparak yaşayan yörüklerimizin Özgürce göçebilmeleri ve yaşayabilmeleri için onlardan alışveriş yapabiliriz. Belediyeler kendi bölgelerindeki konar göçerlerden Ramazan ayında ve Kurban bayramında onların ürünlerini satın alıp, dayanışma aylarında ihtiyaç sahiplerine ulaştırabilir.

-Büyük Şehir belediyelerinin mazot desteğinin bir benzerini Ramazan ayı ve Kurban bayramı öncesinde ilçe belediyeleri Yörelerine ait küçük çiftçiden alacakları taze sebze, meyve ve hayvansal ürünleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak yapabilirler. Ramazan ayında bir dayanışma ekonomisi Sağlanmış olur.

-Türkiye’de balıkçılık sektörünün %90’ını küçük ölçekli balıkçı tekneleri oluşturuyor. Geçimini balıkçılık ile sağlayan kıyı balıkçılarından ya da varsa kooperatiflerinden ürün alarak onları ayakta tutabiliriz.

Bahsettiğim tüm bu ürünler süpermarketlerde de mevcut. Tercih hakkı tabiki de vatandaşa ait. Süpermarketlerin sayısının artmasını destekleyen görüş şu argümanları anlatıyor. Örneğin şu anda Türkiye’deki süpermarket sayısı 33 bine ulaştı. En ücra köylerde bu marketlerin tümünde, en basit örnekle, muz satılıyor. Hem vatandaş ürüne ulaşıyor hem de muz üreticisi ve muza bağlı sera konstrüksiyon Sektörü gibi bir çok Sektörü büyütüyor, döngü ve istihdam sağlanmış oluyor.

Bu dengesi çok hassas ayarlanması gereken iki ucu keskin kılıç. 33 bin market belli ürünlerin fiyatını aynı anda sabit tutarsa tüketici için büyük bir dezavantaj .5 Büyük Marketten oluşan bu 33 bin nokta birbirleri ile rekabet ederlerse tüketici için büyük bir avantaj. Burada konu

en başında bahsettiğimiz gerçeğe dönüyor. Serbest piyasadaki sınırı yine insanın hırsı ve nefsi belirleyecek. Kılıç İnsanoğlunun elinde.

Son olarak belirtmek isterim ki küçük çiftçilerimiz Ramazan ayında mazot konusunda bir müjde bekliyor. Dünyadaki genel konjonktür ÖTV’nin kaldırılmasına uygun olmasa da, mazottaki KDV oranında indirim yapılması, küçük üretici için önemli bir fark olacaktır.

Yerel basındaki bir çok arkadaşım gibi ben de sizlere bu köşeden; çiftçi için elektrikte kdv nin düşürülmesini ve sertifikalı tohum, fide, fidanda kdv nin indirilmesi gerektiğini yazmıştım. Güzel gelişmeler oldu. Tarımsal sulama ve meskenlerde elektriğin kdv si %18 den % 8 e düşürüldü. Ayrıca sertifikalı tohum, fide ve fidanda kdv %1 e indirildi. Tüm sektörlere uygulanamasa da belli bir ölçeğin altındaki küçük üreticiler akaryakıtta kdv indirimi istiyor. Küçük çiftçi bu güzel haberlerin devamını mazotdaki kdv nin %1 e düşürülmesi müjdesini de bayramda duymak istiyor.

Barış AYDOĞDU