Çiftçilerimizin uzun süredir yaşadıkları öncelikli sorunları ve çözülmesini bekledikleri “Acil Eylemler” var.

Bu sorunların bir kısmını Hindistan’daki ve Güney Amerika’daki çiftçiler de yaşıyor.Sadece bize özgü sorunları da var çiftçimizin.O yüzden tarımı konuşurken apolitik olmalıyız.Önemli tesbitler devlet politikası haline getirilebilmeli.Bu başlıkların her biri ayrı ayrı detaylandırılmalı,konuşulmalı ve anlatılabilmeli.Çiftçinin çözümü üretimde.Ama planlı üretimde.Dört milyon ton kuru soğan üretiyoruz.İki buçuk tonunu tüketebiliyoruz.Diğer bir örnek;yeteri kadar pamuk üretemediğimiz için iki buçuk milyar dolarlık palm yağı ithal ediyoruz.Çiftçimizin refahı için ilk olarak çözüm ,planlı üretimde.Çiftçimizin önündeki çözülmesini bekleyen diğer önemli başlıklar:

-Tarımsal üretimde kullanılan mazottan Ö.T.V kaldırılmalıdır.

-Basınçlı sulama ve damlama sulama sistemlerinin yapımı, sıfır faizle teşvik edildi ve birçok Çiftçimizin elektrik kullanımı arttı.Özelleştirme süreçlerinin de ardından;ticarethane ve meskene göre daha uygun olan “Tarımsal Sulama Elektrik” fiyatlarının ,diğerleriyle başa baş hale gelmesinin önüne geçilmelidir.

-Küçük çiftçilerin de söz ve karar sahibi olabileceği,demokratik bir tarım programı oluşturulmalıdır.Bu program apolitik olmalı ve devlet politikası haline getirilmelidir.

-Hükümetlerin tarım ürünleri ithalatını bir politika olarak kullanması ,bazı ürünlerde çiftçinin üretimden kar etmesini engellemekte ve üretimi bırakmasına neden olmaktadır.Çiftçimizin ürettiği değerli ürünlerde gümrük vergileri sıfırlanmamalıdır.

-İklim değişikliği nedeniyle çiftçi gücüne göre çözümler arıyor.Kuraklığa,yağışa uyum sağlamak için kimi tohumunu,gübresini değiştiriyor.Kimi de ekim ve hasat zamanını değiştirmek zorunda kalıyor.Bununla ilgili ücretsiz eğitimler arttırılmalı.Bu artan masraflar gözetilerek tarım sigortaları esnetilerek kolaylaştırılmalıdır.

-Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankasında ödeme günü gelen çiftçilerin ödemelerinde yapılandırma süresi uzatılmalıdır.Çiftçi ödemeleri kuraklık ve pandemi nedeniyle bir defaya mahsus hasat zamanına ötelenmelidir.

-Genel ekonomi büyürken,ihracatımız artarken,bu kazanımlar çiftçiye de yansıtılmalıdır.Yapısal dönüşüme verilen destekler,tarımsal dönüşüme de verilmelidir.

-Bu salgın ve iklim krizi döneminde;atıl araziler zor durumdaki küçük çiftçilerimiz için kiralanabilmeli.Tarıma kazandırılmalıdır.Toprak ekenin,su kullananın,kirası da devletimin olmalıdır.

-Aile çiftçiliği olarak üretim yapan köylülerimizin güçlerini birleştirmesine olanak sağlayacak bir kooperatif yapısı desteklenmelidir.Köylerde parça parça kooperatifler,ilçelerinde daha büyük tek bir kooperatif oluşturabilmeli.İlçe ve il belediyeleri bu bütünlüğü destekleyebilmelidir.

-Çiftçilerin sendikalaşmasının önündeki her türlü antidemokratik engeller kaldırılmalıdır.

Sonuç olarak ;iklim krizinin ve salgın döneminin etkileriyle girdiğimiz,yeni tarım sezonun bereketli olması için ,tarımın tüm paydaşları artık ortaya çıkmalıdır.Çiftçinin eli zaten taşın altındadır.Şimdi tüketicisiyle,profesörüyle,kamusuyla,özel sektörüyle,taşın altına elini sokma zamanı, tarımın diğer paydaşlarına gelmiştir.Tüm bu kesimleri içine alacak geniş katılımlı bir heyet oluşturulmalı.2022 yılı Tarımda topyekün bir seferberlik yılı ilan edilmelidir.

Barış AYDOĞDU