Dağcılar, her tırmanışı bir zirveyle bitmelidirler.

Olur ya bir aksilik çıkar, tırmanış sonunda zirve yapılamazsa, o tırmanış, tırmanıştan sayılmaz.

Dağcılık anlayışıyla bir dağ tırmanışı planladık.

Gecenin bir yarısında kalktık.

Hazırlık, toplanma yeri…

Yolculuk…

Tırmanış yapılacak yer…

Zirve çok yakın aşağıdan bakınca…

Tırmandıkça zirve uzaklaşıyor…

Kayalar, taşlar, dikenler, otlar...

Dağ yamacının dikliği…

Kaygan zemin…

Düşmeler, kalkmalar, tökezlemeler…

Güneş tepede…

Yorgunluk…

Kan, ter…

Kısa dinlenmeler...

Bol su…

Uzun ve zorlu bir tırmanıştan sonra zirve!

Müthiş bir duygu!

Büyük bir mutluluk!

İnanılmaz haz…

Dağcılık, sadece bir doğa sporu değildir.

İnsanın, insan olma mücadelesidir. 

Dostluk, dayanışma, paylaşım…

Kararlılık, azim ve direnç…

Dahası…

Başarıda, emeğin ve alınterinin önemi…

Mesaj: Başarmak için mücadele et! Alınteri dök!

Dahası…

Zirvede görebildiğiniz her şey ayaklarınızın altında…

Sonsuz bir gökyüzü…

Yerleşim yerleri, tarlalar, bağlar, bahçeler, göller, barajlar, ormanlık alanlar…

Her biri küçük bir nokta...

Koca bir dünya!

Farkına varmak ve ona göre davranmak!

En büyük öğreti!

Küçük noktalarda var olmak…

Küçük hesaplar…

Küçük işler…

Küçük insan…

Biten bir ömür…

Zirve, kocaman bir dünyadır.

Yaşamı, doğayı öğretir…

Kısacası, bir dağ tırmanışı deyip geçmemek gerek…

Bir dağ tırmanışında kitaplar dolusu bilgi saklıdır.

Tırmanış bir okuldur…

Koca bir okul…

Neşet Ertaş: “Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur.” der.

Dağcılık tam da budur.

Mücadele, azim, kararlılık, başarı...

Arınmak, insan olmak…

İnsan kalmak!

Zirve!