Sağlamer, kaya resimlerinin izini sürerken Orhun Yazıtları ile tanıştığını belirterek, M.S. 8. yüzyılda Bilge Kağan tarafından diktirilen bu anıtların Göktürk alfabesiyle yazıldığını ve bazı tarihçiler tarafından “Türk tarihinin ön sözü” olarak nitelendirildiğini ifade etti. Ancak sanatçıya göre bu yazıtlar aslında taşlar üzerindeki son söz niteliğini taşıyor; çünkü arkasında binlerce yıllık kültürel birikim ve yüz binlerce kaya resmi bulunuyor.

KAYA RESİMLERİNDEN ALFABEYE UZANAN SÜREÇ

Kaya resimlerinin insanlığın ilk entelektüel arayışları olduğunu belirten Sağlamer, ilk dönemlerde birebir boyutlarda çizilen figürlerin zamanla soyutlaşarak daha az çizgiyle ifade edilmeye başlandığını kaydetti. Bu dönüşümün en belirgin örneklerinden birinin Kül Tigin Yazıtı üzerindeki dağ keçisi tamgası olduğunu dile getirdi.

Sanatçıya göre kaya resimleri tamgaların, tamgalar harflerin ve alfabenin öncülü niteliğinde. En eski kaya resimlerinin M.Ö. 14.000–12.000 yıllarına tarihlendiğini, Avrasya coğrafyasının farklı bölgelerinde kültürel sürekliliğin izlenebildiğini vurguladı.

KEÇE: KÜLTÜRÜN TAŞINABİLİR HAFIZASI

Türk kültüründe keçenin önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Sağlamer, M.Ö. 10.000’lere uzandığı tahmin edilen keçeciliğin Altay Dağları’ndaki Pazırık Kurganları buluntularıyla da kanıtlandığını söyledi.

Keçenin yalnızca bir tekstil ürünü olmadığını belirten sanatçı; tahta çıkma törenlerinden günlük yaşama, askerî donanımdan inanç ritüellerine kadar geniş kullanım alanı bulunduğunu aktardı. Doğal yün liflerinin su, sabun, ısı ve hareketle sıkıştırılmasıyla elde edilen keçenin dayanıklı, yalıtkan ve çevre dostu bir malzeme olduğunu, modern sanatta da önemli bir ifade aracına dönüştüğünü ifade etti.

İLHAM KAYNAĞI: TÜRK DÜNYASININ İZLERİ

Sağlamer, serginin ortaya çıkış sürecinde gazeteci, yazar ve Türkolog Servet Somuncuoğlu’nun kaya resimleri üzerine yaptığı belgeleme çalışmalarından etkilendiğini belirtti. Somuncuoğlu’nun Altaylardan Anadolu’ya uzanan kültür izlerini takip etmesinin serginin düşünsel temelini oluşturduğunu dile getirdi.

SERGİNİN ADI “AŞİNA”

Sergi adını, Hun İmparatorluğu sonrası Göktürklerin yeniden güçlenmesini sağlayan Aşina boyundan alıyor. Sanatçı, bu isimle hem Aşina boyuna hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e selam gönderdiğini ifade etti.

“AŞİNA” Keçe Resim Sergisi 25 Şubat tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Sergi, kaya resimlerinden keçeye uzanan kültürel sürekliliği sanat diliyle yorumlayarak izleyicilere tarihsel bir yolculuk sunuyor.Taşin Hafizasi Keçeyle Konuştu 1Taşin Hafizasi Keçeyle Konuştu 2

Muhabir: Savaş Kalabalık