1980 ihtilâlinden hemen sonra kurumsallaşan bir sektör vardı: Bankerlik. Eski tefecilerin iştiraki olan bu kurumlar, “Kastelli”, “Banker Yalçın” gibi isimler almışlardı. Birçoğu gazete ve televizyona reklâmlar veriyordu. 

Bu reklamlarda, o dönemin ünlü artistleri rol alıyordu. Amaç halkın güvenini kazanmak. Prestij kazanmaya başlayan bankerlerin hedefleri ise ortaktı: Halkın birikimlerini çok yüksek faizler karşılığı toplayarak işletmek... 

Evdeki hesabın çarşıya uymaması sonucu birkaç yıl içinde tüm bankerler teker teker iflas ederek, topladıkları paralarla yurtdışına kaçmaya başladılar. 

Kendilerine vaadedilen (yıllık %100, %150 gibi) çılgınca yüksek faizlerden nemalanmak hayalindeki bir kısım vatandaş da, birbiri ardınca dolandırılmanın şokunu yaşamaya başladılar. 

Kaçan bankerlerin çoğu yakalanamadı, yakalananlar ise bir süre hapis yattıktan sonra salıverildiler. Olansa, kandırılan vatandaşın birikimine oldu. (Kaynak: milliyet.com.tr)

Para toplamak kolay mı? Bankerler güven kazanmak için başka yollar da deniyorlardı. Örneğin Banker Yalçın, bir süpermarket açmıştı topladığı paralarla. Açılışında bol bol çiçek siparişi verdi. Çiçeklerin üzerine dönemin zenginlerinden geliyormuş havasını veren yazılar yazdırdı. 

"Vehbi Koç başarılar diler", "Sakıp Sabancı'dan sevgilerle." Çiçeklerin üzerindeki yazıları okuyan vatandaş ‘vay be!’ dedi bastırdı yastık altındaki paracıklarını. 

Kendisine yeni müşteri getiren müşterilerine komisyon bile veriyordu ama bu komisyonu faiz kurnazlığıyla geri alıyordu.

Banker Yalçın, 12 Eylül 1980'de gittiği Van'da ihtilal yapıldığını öğrendi. Aceleyle Ankara'ya "Emrinizdeyim" yazılı, "Banker Yalçın Doğan - Yalçın Ticaret" imzalı telgraf çekmekten çekinmedi. Yani her devrin adamı oldular. 

İşte böyle. Bizim insanımız çabuk kanıyor. Bu, iyi niyetinden midir nedir bilemem. Siz neye sayarsanız artık. Dolandırıcılık şöyle ya da böyle devam ediyor günümüzde. Bir tek amaç var vatandaşın cebindeki paradan haksızca nemalanmak. 

Mesela bir çete hayat sigortası yapmak vaadiyle çağrı merkezi bile kurmuş. On milyonlarca lira dolandırmışlar milleti.

İnternet üzerinden bitkisel ilaç, ayakkabı, elbise vb. satan ama vaat ettiğini değil çakmasını gönderen onlarca dolandırıcılık vakasını okuyor/izliyoruz. 

Et ürünleri/gıda sektöründe sahtekârlık yapanları bakanlık afişe ediyor artık.

Adamın biri de kişisel sahtekârlıkta tavan yapmış. Üstelik bindiği araba lüks. Otoyol/köprü geçişlerinde plakasını saklamak için otomat yaptırmış herif. 

Kendisini polis diye tanıtanların ünlü isimleri bile dolandırdığını hep beraber duyuyoruz. 

Daha neler neler. Eskiden bir Uğur Dündar vardı sahtekârlara baskın yapıp televizyon ekranlarına çıkartan. Şimdi adı bile kalmadı. 

Devlet dolandırıcılığın önüne geçmek için ne tür çalışmalar yapıyor bilmiyorum. Bildiğim şey milletin kimseye güveninin kalmadığı. Artık çalan telefonda bilinmeyen bir numara görülüyorsa ekranda kimse açmak istemiyor. Bankadan para çekerken bile ‘dolandırılırım’ korkusu yaşıyor.

Beni okuyanlar arasında BANKER mağduru olan varsa veya DOLANDIRILMA HİKAYESİ, dinlemek isterdim. İbret-i alem için burada yazarız da. Haydi bakalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner34

banner23