banner31

Ebeveynlerin kendilerini en çaresiz hissettikleri an çocuklarının öfkeleri ile baş edemedikleri andır. Doğumundan itibaren her ihtiyacını ağlayarak belli eden bebek bu durumu ilerleyen zamanlarda istediği yapılmadığında ya da dikkat çekmek için bağırmaya, ısırmaya, vurmaya veya kendini yere atma gibi davranışlara dönüştürebilir. Kurallarla büyümeyen çoğu çocuk hayır cevabını kabul etmek istemeyebilir. Hatta öfkesini daha fazla arttırıp, saldırgan davranışlar gösterebilir. Böyle zamanlarda çocuğu bir yetişkin gibi kabul edip aynı ölçüde tepki göstermek yapılan en büyük yanlışlardan biridir.

Belirli bir yaşa kadar çocuklar ben merkezli ve dürtüsel olurlar. Bireyselleşmeye çalışan çocuk davranışlarının engellenmesinden veya yönetilmesinden pek hoşlanmayıp anne-babasıyla zıtlaşma, inatlaşma yoluna girer. Özellikle 2 yaşına gelen çocuk yürümeye ve konuşmaya başlar böylece çevre üzerindeki hakimiyeti de artmış olur. Kendini dünyanın merkezindeymiş gibi hisseden çocuğa karşı engellemeler ve hayırlar karşılıklı gerginliğe sebep olur ve öfke krizlerine dönüşür.

-Ebeveyn böyle durumlarda öncelikli olarak öfkeyi kabul etmelidir. Öfke her duygu gibi yaşanması ve dışavurulması son derece normal bir durumdur. Öfkeyi yaşamak değil aksine yaşamamak, öfkelenilmesi gereken durumda öfkelenmemek anormaldir. Zarar verme boyutunun dışında çocuğun içindeki enerjiyi biriktirmeden dışarıya çıkarması çok doğal bir süreçtir. 

-Ardından öfkenin asıl nedenini öğrenmeye çalışmak gerekir. Öfke, bazen kendini yetersiz hissetmesinden kaynaklı bir güç göstergesi olabilir bazen de baş etmekte zorlandığı ve yardım istediği anlamına gelebilir. Bu durum çocuğun karakterine ve kişilik özelliğine göre değişkenlik gösterebilir. Böyle zamanlarda çocuğun kendini yalnız hissetmemesi ve ebeveynini yanında görmesi doğru bir yöntemdir.

Ne yapılabilir?

  • Karşı karşıya kalınan öfke can sıkıcı ve gerginliğe yol açan bir durumdur. Ancak sakin kalmak ve derin bir nefes alarak durumun geçici olduğunuzu farketmek gerekir. Aynı tepkinin karşı tarafa verilmesi yangına körükle gitmekten başka birşey olmayacak ve öfkeyi daha da arttıracaktır.
  • Çocuğun kendisine veya karşısındakine zarar vermesi durumunda müdahale edilmeli ve durdurulmalıdır ancak bunların haricinde çocuğa alan tanımak yani bağırmasına, ağlamasına ortam ve zaman tanımak yani duygusunu yaşaması ve öfkesini hissetmesi sağlanmalıdır.
  • Öfkenin zirve yaptığı ve ardından azaldığı bir zaman dilimi vardır. Gerekli sakinlik sağlandıktan sonra kızgınlığın altındaki gizlenmiş duyguların konuşulması yani öfke ile perdelenmiş üzüntünün, utancın, hayalkırıklığının veya başka sebeplerin ortaya çıkarılması gerekmektedir.
  • Çocuğun öfkesini hafife almadan anlayışla karşılayarak tepki vermek iletişimi kuvvetlendirecektir. Doğru sözler seçmek, empati içeren cümleler kurmak karşı tarafı daha iyi hissettirecek ve anlaşıldığını farkettirecektir.
  • Öfkesini nasıl ortaya çıkaracağını bilmeyen çocuğa doğrusu öğretilmelidir. Sakinleştirici ve zararsız aktiviteler üzerine konuşulabilir. Yastık yumruklamak, top sektirmek veya koşmak gibi zararsız yollar seçilebilir. Bununla beraber bir öfke sözlüğü oluşturulabilir yani küfür, hakaret yerine yüksek sesle seçilen kelimeler kullanılabilir. 
  • Çocuk çoğunlukla ebeveynini model alır bundan dolayı her konuda olduğu gibi anne-babanın öfke çıkışlarını da kontrol etmesi gerekir. Çocuğun gördüğü bir hareketi veya aynı şekilde kopyaladığı bir kelimeyi öfke anında gözlemlemeniz çok mümkündür. 
  • Çocuğa doğru ve derin nefes alması öğretilerek öfkeyi yönetmesi sağlanabilir. Çocuğun yaşına göre oyunlaştırarak veya konuşarak öğretilen nefes alış verişi öfke anlarında çocuğa sakinlik sağlar. 
  • Son olarak çocuğun bir türlü öfke ile baş edemediği anlaşıldığında bir uzmana başvurulabilir. Oyun Terapisi ve Filial Terapi'nin fayda sağladığı öfke kontrol problemi biraz zaman ve istikrarlı tutum karşısında aşılabilir bir durumdur. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner34

banner23