23 Kasım 2014 Pazar

Avrupa Birliğine üye olma zorluklarımız

29 Nisan 2013, 12:23
Avrupa Birliğine üye olma zorluklarımız
Kemal ERDOĞAN "DEĞİŞİM"
Her fırsatta sayın Başbakanımız ve bazı hükümet üyeleri Avrupa Birliğine (AB) üye olmada çok bekletildiğimiz gerekçesiyle verip veriştiriyorlar. Haklı yanları elbette var. Ama işin bir de diğer tarafına bakmak lazım.

Eğer AB'ne sorun yaratmayacağımız kanaatını verebilseydik sanırım bekletmeden üyeliğe alırlardı. Bu konuda birliğin standartlarına ne derece uyduğumuz düşündürücüdür.Aklıma gelen bazılarını yazıyorum.

Görsel olarak düşük seviyedeki çağdaşlığımız ötesinde; düşünce yönünden, olaylara bakış ve yorumlama açısından, dini konulara yaklaşım ve inançlar alanında çok farklılıklarımız olduğu bir gerçek. Sözgelimi içimizden biri diğer birine küfür etse; bu olay genellikle kavgayla sonuçlanır. Avrupa'da böyle bir olay, ya karşılıklı tartışmayla tatlı sona bağlanır, yada mahkeme yoluyla hak arama düşünülür.

Ülkemizde çıkıp birileri ben inançsızım dese; bu kişi anında katledilmek istenir. Buda ölüm hak düşüncesinin yoğunluğunda ölümle noktalanır. Ama Avrupa'da bu sorun değildir. İnanmış inanmamış hiç kimseyi ilgilendirmez. Hatta inançsızlar ilgili makamlara inançsız olduklarını resmen bildirirler. Bu şekilde oluşan inançsızların İsviçre'de % 40 olduğu söyleniyor.

Ülkemizde kural tanımazlık üst düzeyde. Bu yüzden trafik kazalarında kaybettiğimiz insanımız, savaşta kaybedilmiş gibidir. Avrupa'da ise kural tanımazlık, nadiren rastlanan olaylar arasındadır.

Ülkemiz kadınlarının büyük çoğunluğunun şiddet görmesi hepimizin malumu. Şiddete dayanamayıp ayrılmak isteyen kadınlarımızın vardıkları nokta, ölümle biten cinayettir.

Yine ülkemizin kan davası diye çağ dışı bir sorunu var. Hak arama yeri olarak, adalet kurumları mahkemeler yerine aradan 40-50 yıl geçse bile  ölüme ölüm, kana kan anlayışının yoğunlaştığı kinle sözde adalet, kurşunla yerine getiriliyor. Bu anlayış orta çağdan kalma bir ilkellik değil mi?

Bugüne kadar dünya felsefe tarihinde bir Türk'ün adı geçmemektedir. Aynı şekilde dünya çapında yetiştirdiğimiz bir bilim adamımız yok. Yüksek teknoloji üretme yerine, yüksek teknoloji ürünlerini kullanan bir ülkeyiz.

Türk toplum yaşamının uygar davranışlar sergilemek açısından zengin olmadığını söyleyebiliriz. Günlük yaşamımızda kabalık ve cahillikten rahatsız olunabiliyor. Sigara izmaritlerinin sokağa fırlatılması, kağıt, poşet v e pet şişelerin rasgele atılması, insanların küfürlü ve ölçüsüz bağırıp çağırmaları toplum olarak seviyemizi göstermiyor mu?

Tüm bunları ve daha nicelerini üst üste koyup tarafsız gözle konuya baktığımızda, AB'ye alınmadaki gecikmenin nedenlerini anlamada zorlanmayacağımızı düşünüyorum. Ama toplum olarak hızla açığı kapatmakta olduğumuzunda altını çizmek istiyorum.
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!

GAZETE MANŞETLERİ

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV