Bugün 10 Kasım. Ankara’dayım.10 Kasımda Ankara’da olunca Anıtkabire, Atatürk’e gitmemek olmaz. Zaten Anıtkabirde Ankara’nın tam orta yerinde. Ankara’nın her noktasından Atatürk’e anıtkabire ulaşmak kolay,10 Kasımda anakarada olutta Anıtkabire gitmemek insanın içinde büyük bir boşluk yaratır. İnsanın içinde doğan bu boşluk rahatsızlığa sebep olur.
Atatürk sevgisini yaşamak için Anıtkabir’e Atatürk’e gidenlerin sayısı az değildir. Atatürk’e Anıtkabire gidenler arasında her yaştan, her renkten, her kesimden farklı insanlar bulunur. Gençler çoğunluktadır. Ankara’dan ve diğer kentlerden birçok okuldan grup grup öğrenciler, öğretmenler görürsünüz. Orta yaş gruplarından insanlar olduğu gibi az da olsa yaşlıca kişilerde gelenler arasındadır. Atatürk e ziyarete gelenler arasında en renkli olan ise çocuklardır.
Ziyarete gelenler çok kalabalık oldukça, kalabalık, keyifli bir kalabalık oluşturur. Kalabalıktan rahatsız olmak şöyle dursun kalabalık artıkça çoşkuda artar. Kalabalık sıklaştıkça bal peteği üzerindeki arılar gibi bir görüntü ortaya çıkar. 
Ziyarete gelenler coşkulu olur. Hem coşkulu hem de heyecanlı. Ellerde bayraklar Atatürk posterleri, pankartlar taşınır. Anıtkabir renklidir. Gelenlerde de hem renk hem hareket vardır. İnsanların içi içine sığmaz. Duygulanıp ağlayanların gözyaşlarına tanık olur. Onlarla ağlarsınız.
Anıtkabir ziyaretlerine gelenler gözlendiğinde Atatürk sevgisinin gerçek yüzü yaşanarak görünür. Atatürk sevgisi ve yurt sevgisi arasında hiçbir fark yoktur. Yurt sevgisi arasında bir araya gelmiş bütünleşmiştir.
Anıtkabir de olmak Atatürk ‘e iyice yakın olmak, Atatürk’ü gönülde duymaktır. Atatürk kanımızda canımızdadır. Atatürk çok kişinin eksikliğini tamamlar. Atatürk’e bütünleşince kendimizi daha güçlü buluruz. Umudumuzdur her zaman. Bundan sonrada umudumuz olmaya da devam edecektir.
Atatürk’ümüz vatanımızın kurtarıcısı Cumhuriyetimizin kurucusu olduğu gibi, düşünceleri, yaptıkları, tavırları ve her haliyle dünya lideridir.10 Kasımlarda Atatürk’ü anıyor. Onun hasretiyle yanıyoruz. Atatürk’ü özlüyoruz. Atatürk aramızdan ayılmış olsada Anıtkabirden görevlerini her zaman fazlasıyla yapıyor. Atatürk seksen yıl önce aramızdan ayrılmış olabilir, ama Atatürk her zaman içimizde, bizimle birlikte yaşıyor.
Atatürk için Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bir yazısında” rüzgâra yön veren insandır ”diyor. Atatürk yalnız rüzgâra yön vermekle kalmamış kalbimizde kalmış vicdanlarımızda yer almıştır. Örnek alınacak tek kişidir. Yalnız insanlarımızın kurtuluşu için çalışmamıştır. İnsanlık adına, insanlığın yükselmesi için kısa ömründe elinden ne geliyorsa yapmıştır.
Her zaman insanlığın yanında yer almış, insan onurunu ayrı bir yere koymuştur.”Bağımsızlık benim karakterimdir ”sözüyle eşitliğe, özgürlüğe ne kadar susuz olduğunu dile getirmiştir.
Atatürk hâkimiyet sermayenin ve emeğinde dememiş, Kapitalist sistemin rezilliklere yol açabileceği öngörüyle insanları devletin koruyucu kanatların altına sokmak istemiştir. Emek ve sermeye arasında denge kurulması ve her yönden kalkınma hamlesiyle Türkiye ve dünyada “ barış adası konumuna gelebilecekti.
Böylece yaşam rasyonel hale getirilmiş olacaktır. Yaşamın ve ekonomik düzenin akla dayanarak kurulması insanların korunması ve kayrılması anlamını taşır. Uygarlıklar yaşanmış hayatlardır. Uygarlıklar ve aklın ışığı Atatürk’e Kılavuz olmuştur. Atatürk bilime ve bilimselliğe her zaman yakın olup, milletimiz için şanstır. Bu nedenle Ankara’da olupta 10 Kasımda Atatürk’e ve anıtkabire uğramamak kayıp olurdu, bu kaybı önlemiş oldum.
Ziyarete gelenlerle birlikte gerçek Atatürk sevgisini doya doya yaşadım. Orada bulunanlar arasında dirlik, birlik, düşünsellik ve güzellik vardı. Hep birlikte güçlüydük kuvvetliydik. Hava güzeldi. Atatürk’ün Anıtkabir’in havası daha güzeldi. Atatürk’ün aydınlığında güzel ve aydınlık bir 10 Kasım yaşadım. Aynı duyguları yaşamanız dileklerimle…